Vatan Gazetesi yazarı Mustafa Mutlu'nun yazısı
Fenerbahçe yönetimi açıkça suç işledi!
Başı sıkışan herkes her fırsatta gazeteleri, özellikle de spor ve magazin basınını "yalan haber" yazmakla suçlar. Onlara göre bizim spor ve magazin basınımız güvenilmezdir!
İyi de; gerçek böyle mi?
Şimdi size bir örnek vermek istiyorum:
Önceki günkü bütün gazetelerde Beşiktaşlı Tümer Metin'in Fenerbahçe ile anlaşmak üzere olduğu haberi vardı.
Tümer'in Fenerbahçe'ye resmen transfer olduğunu ise dün sadece VATAN duyurabildi okurlarına...
Peki; neden?
Hürriyet'teki, Sabah'taki, Milliyet'teki ve diğer gazetelerdeki meslektaşlarımız nasıl oldu da bu önemli haberi atladı?
Bu sorunun yanıtı çok basit ve o kadar da üzücü:
Çünkü Fenerbahçe Yönetim Kurulu, önceki gün çıkan haberlerden sonra kulübün resmi internet sitesi "www.fenerbahce.org"da bir açıklama yaptı. 29 Mayıs Pazartesi günü 16.30'da servise konan ve dün 11.30'a kadar yayınlanmaya devam edilen açıklama aynen şöyleydi:
"Bugün bazı gazetelerin spor sayfalarında, Beşiktaşlı futbolcu Tümer Metin'in Fenerbahçe'ye transfer edileceği yönünde haberler yer almıştır. Bu haberler gerçekleri yansıtmadığı gibi, adı geçen oyuncu ile transfer konusunda hiçbir görüşme yapılmamıştır."
İşte bu açıklamanın üzerinden daha 10 saat bile geçmemişti ki Tümer, Fenerbahçe'nin müstafi Başkanı Aziz Yıldırım'ın Kanlıca'daki evinde, üç yıllığına Fenerbahçeli olmak üzere imzasını attı. Bu gelişmeyi de bir tek VATAN yakalayabildi. Diğer meslektaşlarımız, Fenerbahçe yönetiminin resmi açıklamasına güvenerek, olayın devamını izlemekten vazgeçmelerinin bedelini ödedi.
Özür bile dilemezler!
Dedim ya; mesleğimizin kaderi bu: Durmadan "yalan" yazmakla suçlanırız. Hatta bu yüzden ağır tazminat davaları bile açılır hakkımızda. Oysa adımız gibi eminizdir yazdıklarımızdan... Habere muhatap olanlar da bilmektedir yazdıklarımızın doğruluğunu...
Ama yine de "yalanlayıp" dururlar bizi!
Gün gelip gerçekler ortaya çıktığında ise kamuoyu önünde iki kelimeyle bir özür dilemeyi bile akıl edemezler!
Oysa "yalancı" diyerek hem şahıslarımızı, hem çalıştığımız kurumları, hem de mesleğimizi karalamışlardır; umurlarında bile değildir...
Yatırımcıyı yanılttılar
Gelelim Fenerbahçe yönetimine...
Onlar bu son "inkâr"la sadece bize hakaret etmekle kalmadı, aynı zamanda "halka açık bir şirketin yöneticileri" olarak yatırımcılarını yanılttılar...
Yani; Sermaye Piyasası Kanunu'na göre suç işlediler!
Siz hiç, örneğin bir Koç Holding'in, Yapı Kredi Bankası'nı almak için Çukurova Holding'le görüştüğü günlerde, bu konuda çıkan haberleri yalanlayabileceğini düşünebilir misiniz?
Yalanlasaydı; Sermaye Piyasası Kurulu, Koç Holding yöneticilerinin yakasına yapışmaz mıydı?
Ya da siyasi parti liderleri; herhangi bir konuyu böylesine net bir dille inkâr etselerdi ve olayın doğru olduğu ortaya çıksaydı, o liderler hakkında ne düşünürdünüz?
Kısacası; Atatürk'ün sporcular için söylediği "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" sözleri, sporumuzun önemli aktörleri olan kulüp yöneticileri için de geçerlidir!
Çünkü ahlak, hepimiz için gereklidir...