Badem
Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..
15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca;
"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz yesenize.."
Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."
"Niye satın alıyorsunuz o zaman?.."
"Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.."
Canım hayatım bitanem
Yaşlar ilerlemiş, artık çocukluk, gençlik yılları buğulu bir perdenin arkasında kalmış.
İki mahalle arkadaşı, birinin karısı vefat etmiş diğeri ise muhterem eşi hanımefendi ile birlikte hoş bir hayat sürdürmekte. Görüşülmeyeli hayli zaman geçmiş.
Günlerden bir gün Asım candostu Kemal'i ziyarete gider.
Kapıda hasret dolu kucaklaşmalar. Hanımefendiye uzatılan bir demet çiçek ve...
- Canım bitanem, bir sorar mısın, Asım orta içerdi galiba...?
- Hayatım, bir su rica edebilir miyim ?
- Güzelim, bir elbezi getirebilir misin?
Asım hem mutlu, hem de şaşkın.
- Kemal valla hayran kaldım üstadım. Bu ne incelik bu ne sevgi, ağzından "hayatım", "canım" "cicim" hiç eksik olmuyor.
- Asım'cığım, ah, ahh bi ismini hatırlayabilsem..!
Bob nerede?
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder.
Çocuklara:
-Sorusu olan var mı? der ve küçük Bob sözü alır.
-Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır.
Benim 5 sorum olacak;
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima'ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bu gün neden zil 30 dakika erken çaldı?
5- Bob nerede?
Titanic
Okyanusta büyük bir gemi hızla ilerliyorken, gemi kaptanı herkesi güverteye çağırmış. Herkes güverteye toplanınca:
- "Size bir kötü bir de iyi haberim var" demiş.
"Önce hangisini söyleyeyim?"
- "İyi olanı" demiş yolcular...
- "11 dalda oscar kazanacağız..."
Papaz ,iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş .
- ''Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?'' Zangoçta derin bir sessizlik...İyice köpürmüş
- Papaz: ''Sana soruyorum be adam!Duymuyormusun beni?
-''Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim''
- "Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun ..'' Zangoç bıyık altından gülmüş,
- '' İsterseniz yer değiştirelim anlarsınız...'' Yer değiştirmişler.Bu kez zangoç seslenmiş
-''Kilise için toplanan bağışları kim zimmetine geçiriyor?'Bu kez Papaz;
-''Hakikaten yahu! Buradan hiç bir şey duyulmuyor.''
> Carlo
>
> Carlo İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi... O zamanki Sovyet
> lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş. Programda Fiat
> tesisleri de var. Fabrikanın tezgahları arasında dolaşırken Carlo'ya
> rastlamış. Herkesin gözü önünde ''Vay Carlo...'' diye sarılıp kucaklaşmış.
> Orada ayak üstü sohbet etmişler. Tüm protokol bu dostluktan şaşkın...
> Konuk gittikten sonra patron Carlo'yu çağırıp, Krusçev'i nereden
> tanıdığını sormuş.. Carlo "Hiiç" demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1
> Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada
> tanışmıştım..''
> Olay unutulmuş. Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş
> İtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında
> ''Vay Carlo..Vay Nixon..'' muhabbeti... İyice meraklanan patron ziyaretten
> sonra Carlo'yu yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı; ''Bir ara Amerika'ya
> göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi.. Bu Nixon o
> zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..''
> Olay bu kadarla kalsa iyi.. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle
> ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara
> girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Carlo'nun uluslararası
> çevresi var.
> - De Gaulle'ü nereden tanıyorsun?
> - Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim..
> - Sen herkesi tanır mısın?
> - Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış..
> - Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin..
> Carlo gülmüş.. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır..'' Çıldırma noktasına gelen
> Agnelli haykırmış :
> - İspatla... İspatlayamazsan kovarım... Carlo :
> - Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı
> takdis ederken ben yanında olacağım..
> Patron pazarı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına
> karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında
> Carlo... Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir
> kargaşa olmuş. Biri bayılmış. Carlo bayılanın kendi patronu olduğunu
> görünce Papaya ''Bana müsaade" deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde
> yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor. Carlo çevresindekilere, ''Bu
> benim patronumdur; ne oldu?'' diye sorunca biri cevap vermiş :
> - Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı.
> Japonlardan biri senin patronuna döndü. "Şu sağdaki bizim Carlo, ama
> yanındaki kim?" diye sorunca seninki düşüp bayıldı .