Önümüzdeki hafta pazar günü babalar günü. Bu sene yılın babası Deniz Barış olmalı.
Çünkü: Allah kimsenin başına vermesin, genç yaşta eşini kaybetti, biri 1.5 diğeri 7 yaşında iki çocuğuna hem analık hem babalık yaptı. Fenerbahçe seyircisi, yıldızlarına gösterdiği hoşgörüyü ondan esirgese de, yüreğine taş basıp, sahaya çıkarak aslanlar gibi futbolunu oynadı.
Hiç unutmuyorum, eşini kaybettiği 23 Temmuz tarihinden iki ay sonraydı. Fenerbahçe antrenmanına birini çocuk arabasında, diğerini de elinde tutarak Samandıra’ya getirmişti. Bırakacağı bir yer, bakacak kimsesi yoktu. Tolga yedi yaşında, daha ana kuzusu olan Josefin ise 1.5 yaşındaydı. Bir yandan onlara baktı, yemeklerini yedirdi, ninniler söyleyip uyuttu, ondan sonra uykusuz geçen gecelerde ayakta kalmaya çalışarak idmanlara çıktı.. Canını dişine taktı. Antalya kampında yakın bildiği dostlarından “Ben dışarı çıkamıyorum” diyerek, “Eczaneden çocuklarının altına bağlamak için kağıt bezler almasını” rica etti..
Kader bu deyip, o güne kadar anneleri ile büyüyen iki çocuğuna annelik yaptı. Hiç şikayet etmedi..
Bir gün milli maç için verilen bir haftalık arada eşim ile Antalya’ya tatile gittim. Bir baktım, Josefine Deniz’in kucağında, Tolga da elinde açık büfeden yemek alıyor. Üzüldüm, kahroldum. Eşim bir iki saat de olsa çocuklarla ilgilenmek istedi. Deniz’i üzeriz diye söyleyemedik..
Ankaragücü maçında Fenerbahçe şampiyon olduğu gün de şeref tribününde yapılan kupa töreninde Deniz’in kucağında Josefine vardı. Ona, Almanca tribünleri, stadı, o günün güzelliklerini anlatıyordu.
İşte o an aklıma babalar günü geldi. Deniz Barış’ın ismi bir gün skandallara karışmadı.. Eşini kaybetti, hayata küsmedi. İki çocuğuna hem analık, hem de babalık yaptı. Uykusuz, geceler geçirmesine rağmen bir gün olsun hocasına “Moralim bozuk beni oynatma” demedi. Sahaya çıkıp aslanlar gibi mücadele etti..
Onun için beyefendiliği ile de ön plana çıkan Deniz Barış bu sene benim gönlümde yılın babasıdır..