Avrupa’da çoğu ligde başkent takımları söz sahibi iken bizim ligimizde hemen hemen hiçbir varlık gösteremeyen üç başkent takımı var. Özellikle bu yıl seyredenlere ve destekçilerine hiç heyecan vermediler.
Şampiyon takımın hemen hemen belli olmasından sonra ligin de tek heyecanı kaldı. Lig A’nın yolunu tutacak son iki takım hangileri olacak? Burada vakit kaybetmeden düşmesi kesinleşen Sakaryaspor’u tebrik etmek gerekir. Düştüğü için değil, şaibeye meydan vermeyecek bir oyunla sakat oyuncular dahil dişe diş bir oyun sergiledikleri için. Geçen yıl Denizlispor’un son hafta oynadığı oyun, TSL müdavimleri için kötü alışkanlıkların değişmeye başladığını göstermişti. Herkesin bildiği gibi futbolumuz çok kaliteli değil ancak kalitesizliği en azından mücadele ile kapatabiliyoruz. Bu hafta özellikle Sakaryaspor’la birlikte Antalyaspor, ve Ankaraspor’u da tebrik etmek gerekir. Ve tabii zaman zaman yaşanan mucizelerden bir tanesini yaşatan Çaykur Rizespor’u. Çok değil birkaç yıl önce aynı düzeyde maçların sonucunu önceden kestirmek mümkündü ama artık değil.
Asıl konumuz olan Ankara’da ise beklenenden daha kötü bir sezon geride kalmak üzere. Üç takımla bir varlık gösteremeyen Başkent ekipleri seneye büyük bir olasılıkla dört takımla ligde yer alacak. Hiçbir Anadolu şehrine nasip olmayan bu sayısal bolluk, radikal değişikliklerle desteklenmedikçe Ankara ligde figüran rolünden öteye geçemeyecektir. Haftaya bakarsak:
Genç Ankaraspor
Ankara’da ismi “genç” olan TSL takımı var ama Aykut Kocaman’ın yönettiği Ankaraspor gerçek manada genç bir takımdı bu hafta. Gaziantep karşısında oynama şansı bulan ve takımın neredeyse tamamını oluşturan gençlerin kazanma arzusu görülmeye değerdi. Oturdukları yerde küf tutmaya başlayan yöneticiler gibi takıma giren yaşlı oyuncuların arasından arada bir sıyrılıp kendini göstermeyi başaran gençler futbolumuzun geleceği. Kulübede yaşlanan onlarca iyi oyuncu var. İşlenmeyi bekleyen değerli taşlar gibi duruyorlar. Ankaraspor’lu gençler ise Aykut Kocaman yönetiminde pişmeye başladılar. Hem futbol ahlakı hemde oyunculuk özelliklerini geliştirme fırsatı buluyorlar.
Golleri atan Özer Hurmacı 1986, Murat Tosun ise 1984 doğumlu. Asisti yapan Anıl Taşdemir ile savunma oyuncusu Ediz Bahtiyaroğlu 1988 doğumlu. Genç kadronun avantajı, Kocaman’ın da belirttiği gibi, sahanın tamamını kullanabilecek enerjiye sahip olmasıydı. Ancak Gaziantepspor’un stresli durumu işlerini daha da kolaylaştırdı. Maçta kaptan Hürriyet’in takımı iyi yönettiğini ve gençleri motive ettiğini gördük. Sahaya çıkan kadro ligde çok az maç kazanabilir, belki de düşebilir ama genç oyuncuların kazanılması bunlardan çok daha önemlidir. Bu açıdan Aykut Kocaman’ı tebrik etmek gerekir.
Bakkal’dan Veresiyeye Devam
Mesut Bakkal takımının başında ligin mümtaz komutanlarından biri olma şansına sahipken ikinci yarıyla birlikte “emir subayı” olmayı tercih etti. Kadrosundaki önemli oyuncuların başka takımlara satılmasına ses çıkarmadığı gibi işine yaramayacak adamların takıma gelmesine de itirazı olmadı. Bu edilgin tavrı ile de ikinci yarının en kötü performansına sahip takımını yaratmış oldu. Kaybedilen maçlardan sonra alnını kaşıyarak yaptığı her basın toplantısında yenilgiyi şanssızlıklara bağlayarak sorunu yan paslarla geçiştiriyor. Son sekiz haftada alınan iki puan aslında normal koşullarda Cavcav’ın “kelle” operasyonuna işaret eder, ancak söz konusu Bakkal olunca demek ki işler değişiyor.
Amaç durmadan teknik adam değişikliğini onaylamak değil ancak teknik adamında her şeye “olur” vermesinin anlamlı olmadığını düşünüyoruz.
Bir takımın en iyi oyuncusu haftalarca kalecisi ise o takımda savunmayı sorguya çekmek gerekir. Hafta içerisinde sezon kapanmadan yeni stoper transferini gerçekleştirdiler. Son alınan Brezilya’lılarla birlikte takımdaki yabancı sayısı üst seviyelere ulaştı. Daha yenilerinin de araştırıldığını hesaba katarsak muhtemelen gelecek yıl en azından mevcut yabancılar konusunda revizyona gidilecek demektir.
Konya karşısında Erciyes maçının bir tekrarı yaşandı. Karşılıklı hakem hataları takımlar açısından denge oluşturduğundan kaybetmenin bahanesini hakeme yıkmak adil olmaz. Bütün hatalarına rağmen Tuna, defansta çalışkandı. Aynı çalışkanlığı ileride göremedik. M.Çakır’ın direkten dönen topu dışında yaratıcı, heyecan veren pozisyonlar üretilemedi. 66. dakikada öne geçen takımın maçı yenik bitirmesini şanssızlıktan daha farklı kelimelerle anlatmak gerekir.
Gençlerbirliği oyun zekası yüksek ama tembel oyunculardan kurulu bir ekip. Bu takıma daha çalışkan oyuncular veya tembelleri çalıştıracak bir teknik adam gerekir. Ne de olsa genç bir takım., boş durmayıp çalışsınlar.
Ankaragücü
Zamanında Kenan Evren ile küme düşme gerçeğini bir kereliğine savuşturan Ankaragücü’nde 1980’lerden kalma bir rehavet var ki matematik bakımından son derece tehlikedeyken bile 76 dakika sabretmeyi biliyorlar. Sahada bu rahatlık varken tribünde alevlenen taraftara nedense Ankara emniyetinin son haftalarda göz açtırmaya pek niyeti yok. Bir yandan takımın durumu öbür yandan polisiye tedbirler taraftarı bunaltmışken 76. dakika herkesin gönlüne su serpti bu hafta. Yazının başında belirtildiği üzere Sakaryaspor futbolun gerçekleri ve etik değerler çerçevesinde sahaya çıkarak taraflı tarafsız herkesin takdirini topladı.
Gençlerbirliği’ndekine benzer bir şekilde devre arasında negatif yönde bir revizyon ile takım dokusunu bozan Ankaragücü, son haftalara kadar lige tutunma hesapları yapmak zorunda kaldı. Bu maçta alınan üç puanla lige tutundu diyebiliriz. Önemli olan bundan sonraki yıllar için hangi önlemler alınacak? Kuruluşunun 100. yılında (2010) en azından bir kupa bütün Ankaralıların hakkı.
Gelecek yıl Ankara ligde dört takımla yer alacak. Şampiyonluk için mazeretler azalıyor. Genç, Güçlü, Kocaman bir Başkent neden şampiyon olmasın?