Mustafa Çulcu Telegol Programına telefonla bağlandıktan sonra yaşananlar izleyenleri şaşırttı. Çulcu bağlantı boyunca ilginç bir tavır sergiledi. Cem Papila'ya, önce benim muhatabım değil, sorularını yanıtlamam dedi, ardından maçların içine etmekle suçladı ve asıl ilginci sadece birkaç dakika sonra Papila benim kardeşimdir,kendisini severim, tatlı çocuktur dedi. İşte bu ilginç konuşmanın deşifresi...
Telegol yapımcısı Serhat Ulueren'in, Bursaspor Başkanı Levent Kızıl’ın, "Galatasaray-Bursaspor maçının hakemini Çulcu atamadı" iddialarını telefonla bağlanan Mustafa Çulcu’ya yönettikten sonra diyaloglar şöyle gelişti.
M.Ç: Sevgili Serhatçığım bırakın bu baskıları. Bu atama komitesinin, komisyonunun bir atamasıdır. Hiç kimse bize baskı yapamaz. Hiç kimse bizle ilgili böyle bir konuda üzerimize gelemez. Biz sadece atama komisyonu olarak, biz özerk olarak ne istiyorsak onu yaparız.
S.U: Yani Kuddusi Müftüoğlu’nu bu maça siz atadınız. Siz ve ekibiniz.
M.Ç: Şahsım değil. Atama komisyonu olarak birlikte atadık.
S.U: Soru iki. Kuddusi Müftüoğlu’nu atamazdaki belli kriterleri öğrenebilir miyiz?
M.Ç: Son haftalarda göstermiş olduğu performansın güzelliğidir. Kimse bunun arkasında öküz altında buzağı aramasın. Atamaları biz yaparız, o kadar. Kriterler bize aittir.
C.P: Sayın Çulcu Kimse bize baskı yapamaz diyor bu güzel. Ama kafa karışıklığına yol açan şey, FİFA listesi oluşturulurken böyle bir baskıyı neden gördükleridir? Benim sormak istediğim soru bu.
M.Ç: Cem Papila düne kadar maç ataması yaptığım bir hakemdir. Bu akşam benim muhatabım olamaz. Bu hesabı bana soramaz.
C.P: Ben size hesap sormuyorum. Sadece bir soru soruyorum.
M.Ç: Soramazsın kardeşim. Sen geç onları boşver. Buyurun Serhat Bey sizi dinliyorum.
C.P: Şimdi bu çok seviyesizce bir tavır oldu.
M.Ç: Benim muhatabım Cem Papila olamaz.
C.P: Yani biz burada artık hakem olarak bulunmuyoruz. Onu açıklamak durumunda kaldık maalesef. Yani şu anda hiçbir hukuka ilişkimiz yok. Geçmişte siz benim MHK Başkanlığımı yapmış olabilirsiniz ama bir kere her şeyden önce size “siz” diye hitap ettiğim için, muhatablıktan da bahsetmiyorum. Sizin bize bu şekilde davranmanızın çok saygısızca ve seviyesizce olduğunu da bir kez daha belirtmek isterim.
M.Ç: Estağfurullah. Saygıyı ve sevgiyi çok iyi bilirim. Askeri terbiyem vardır, bürokratik terbiyem vardır. Siz muhatabım değilsiniz. Buyurun Serhat Bey sizi dinliyorum.
C.P: Biz de 16 ay bu millete askerlik yaptık zaten. Sizin sahip olduğunuz terbiyeye biz de sahibiz. Biz de yedek subay olarak görev yaptık..
M.Ç: Serhat Bey, Serhat Bey sizi dinliyorum, geçin.
S.U: Mustafa Hocam tabi ki sorularım olacak ama yorumcumuz Cem Papila’ya takınmış olduğunuz bu tavrı kendinize yakıştır…(Çulcu söze giriyor)
M.Ç: Tavır falan değil kardeşim buyurun sizi dinliyorum.
S.U: Sorum şu, neden Cem Papila’ya karşı böyle konuşma gereği duydunuz Sayın Çulcu?
M.Ç: Ya geçin. Abi, buyurun sizi dinliyorum. Sormak istediğiniz soru varsa sizi dinliyorum.
S.U: Kuddusi Müftüoğlu’nu siz mi FİFA Hakemi yaptınız Sayın Çulcu?
M.Ç: Hayır.
S.U: Kim yapmıştı?
M.Ç: Kuddusi Müftüoğlu artı… (sessizlik) Alo... artı Vedat Yüksel artı Bülent Yıldırım. Üç hakemden, üçünden biri veya üçü FİFA listesine aday hakemdi. Biz de bunları Futbol Federasyonu’na sunduk, Futbol Federasyonu Başkanım ve Futbol Federasyonu yönetim kurulu bu konuda değerlendirmeyi yapmıştır.
S.U: Soru, Sayın Çulcu duyabiliyor musunuz? Siz Kuddusi Müftüoğlu’nun FİFA olmasın, onun yerine Vedat Yüksel FİFA olsun şeklinde bir dileğiniz oldu mu?
M.Ç: Hayır Kardeşim.
S.U: Peki Kuddusi Müftüoğlu’nun FİFA hakemi olmasından dolayı bir rahatsızlık duyuyor musunuz?
M.Ç: Hayır.
S.U: Ama kendiniz de istemediniz.
M.Ç: Niye?
S.U: Çünkü üç tane aday verdiniz. Öncelikli olarak Vedat Yüksel ve Bülent Yıldırım’dı doğru mu?
M.Ç: Bülent Yıldırım, Kuddusi iki, üç Vedat’dı. Bir Bülent Yıldırım, iki Kuddusi, üç Vedat’dı.
S.U: Siz yani normal buluyorsunuz Fifa olmasını. Peki şunu soralım. Kuddusi Müftüoğlu’nun Galatasaray-Bursasspor maçına Sayın Levent Kızıl’ın dediği gibi birtakı baskılarla atandığını söylüyor. Siz böyle bir şey mümkün değil. Atamayı biz yaptık arkadaşlarla birlikte dediniz. Ama Kuddusi Müftüoğlu’nun formda bir hakem olduğunu söylüyorsunuz. Ama Müftüoğlu’nun yönetmiş olduğu maç sayısı sadece iki.
C.P: Kuddusi Müftüoğlu formda bir hakem falan değil. Kimse kimseyi kandırmasın. Mustafa Çulcu da onu Fifa yapmadı. Haluk Ulusoy yaptı. Gerçek bu, burada kimse de inkâr etmesin. Ben çok daha dürüstçe davranmasını beklerdim. Evet Federasyon Başkanı yapmıştır, ben onun kararına saygı gösteriyorum demesi gerekirken burada çok farklı yerlere götürüldü. Ve Türk Hakemliğinin bitişini de imzalıyor şu anda Sayın Mustafa Çulcu. Hem davranışıyla, hem konuşmasıyla, hem bu camianın saygın bir bireyi olması gerekirken bu şekilde televizyonda konuşurak. Mustafa Çulcu’nun bu akşamdan sonra bence Türk Hakemliğini yönetmesi bu tavrıyla mümkün değildir. Bir ceketi var ya alıp gidemediği, bence bu akşamdan sonra alıp gitmesi lazım. Her zaman bize seminerlerde de bunu söylemiştir. “Benim bir tek ceketim var, biz baskı yemeyiz alıp gideriz” Bir türlü ceket alınıp gidilmedi. Sayın Çulcu en büyük hizmeti MHK Başkanlığını yaparak bu camiaya yapar, gerçekte bu.
Araya Levent Kızıl’ın konuşmaları giriyor. Ardından tekrar sözü alan Mustafa Çulcu izleyenleri şaşkına çeviriyor, önce yine Papila’ya yükleniyor ardından Papila benim kardeşim diyor…
S.U: Sayın Çulcu hatta mısınız?
M.Ç: Buradayım, burada merak etme.
S.U: Sayın Çulcu, Kuddusi Müftüoğlu bugün Sayın Levent Kızıl’ın dediği kadar kötü bir yönetime imza attı mı? İki, siz bu atamayı yaptığınız için şu an herhangi bir pişmanlık duyuyor musunuz?
M.Ç: Niye pişmanlık duyayım ki. Sevgili Serhat, adam gibi atama yaptım, adam gibi, adam da maç yönetti. Bu kadar basittir.
S.U: Size göre bugün Kuddusi Müftüoğlu sahada kusursuz muydu?
M.Ç: Peki hangi başkan, hangi teknik adam, hangi yönetici bu kadar kusursuz, soruyorum. Herkesin bir hatası vardır.
S.U: Ben sadece şunu soruyorum. Siz bugün Kuddusi Müftüoğlu’nu beğendiyseniz hangi özelliklerinden dolayı beğendiniz. Beğenmediyseniz hangi hatalarından dolayı beğenmediniz?
M.Ç: Şu anda masanızda oturan hakem kadar iyi yönetim göstermiştir kendisi.
C.P: Pardon…
M.Ç: Eski hakem var ya yanınızda oturan. Onun kadar, en az onun kadar iyi yönetim göstermiştir.
Stüdyodakiler bu cevaplara iyice şaşırıyorlar…
S.U: Sayın Çulcu çok kişiselleştirdiniz olayı.
C.P: Çok gereksiz ve çok seviyesiz bir muhabbet.
M.Ç: Seviyesizlik falan değil!
C.P: Nedir peki? Yani bu konuyla, benle ne alakası var? Serhat bey ile konuşurken…
M.Ç: Şimdi, daha düne kadar hakemdin kardeş!
C.P: Bak, bir dakika, dikkatli konuş! Burada yetmiş milyon insan, Güzel konuş, kardeş mardeş değiliz hiçbirimiz. Bu abi-kardeş meselesini geçti.
M.Ç: Bu çocuklar sizin birlikte Antalya’da tatil yaptığınız çocuklar. Bırakın bu işleri.
Konuşmalar birbirine karışıyor ve Mustafa Çulcu bombayı patlatıyor.
M.Ç: Sen bir yığın hata yaptın, maçların içine ettin… Bu hakemler de bu işleri yaptı. Bu hakemler de bu hataları yapacaklar.
C.P: Yok ya bitmiş ya. Psikolojik olarak bitmiş. Siz psikolojik olarak bitmişsiniz artık bırakın bu işleri. Bu işi bırakın artık, bu işi götürecek psikolojiniz kalmamış. Kendinize de zarar vermeyin, hakemlik camiasına da.
M.Ç: Sen kendi psikolojik durumuna bak kardeş. Sen kendine, kendi psikolojine bak.
C.P: Ben bakıyorum zaten ya. Yani yakışıyor mu MHK Başkanına böyle konuşmalar. Daha da cevap vermiyorum çünkü çok seviyesiz bir hal aldı. Ben bundan sonra cevap vermiyorum. İstediği kadar konuşsun beyefendi.
S.U: Sayın Çulcu neden bugün bu kadar agresifsiniz? Neden bu kadar Cem Papila’ya karşı bu kadar kişisel boyuta indirdiniz tartışmayı? Siz son derece benim bildiğim beyefendi, saygılı bir insandınız, ne oldu?
M.Ç: Doğru, ben son derece saygılıyım.
S.U: Ama şu kullanmış olduğunuz kelimeler beni de çok derinden yaraladı, Sayın Çulcu. Siz böyle şeyler söylemezdiniz. Gerçekten bu akşam büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum ve size gerçekten yakıştıramadım. Neden böyle bir şey söyleme gereği duydunuz?
C.P: İnsan zorda kaldığı zaman ne olacağı belli olur.
S.U: Ben, sizi ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz, sizi bu olaya sürükleyen ne, merak ettim Sayın Çulcu?
M.Ç: Müsaade edersen anlatayım. Ben de sizi severim Sevgili Serhat.
S.U: Ama neden bu akşam bu tip konuşma içindesin? Şu an ben, hayallerim yıkıldı samimi söylüyorum. Sizin kadar kibar bir Mustafa Çulcu karşısında şu anda büyük bir travma ve şok yaşıyorum.
M.Ç: Yapma ya, bu kadar büyütme Serhatçığım ya, canımsın benim.
Ekranda bu sırada Cem Papila konuşmaları gülerek dinliyor.
S.U: Neler dediniz ama.
M.Ç: Bu kadar büyütmeyin, şu anda rating yapıyorsun, Sevgili Serhat şuanda rating yapıyorsun.
S.U: Bizim rating falan ihtiyacımız yok Sayın Çulcu. Özellikle yani teşekkür ederim bağlanmışsınız. Teşekkür ederim söz verdiğiniz için bağlandınız biliyorum. Bir rating falan düşüncemiz yok.
M.Ç: Buyur sor cevap vereyim, sor cevap vereyim, sor…
S.U: Nedir bu Papila ile aranızdaki kişisel olay onu anlayamadım, Yani?
M.Ç: Hiçbir şey yok onunla aramda…
S.U: Efendim?
C.P: Hiçbir şey yokmuş aramızda.
Çulcu bir kez daha izleyenleri şaşırtıyor. Dakikalardır muhatabım değil dediği Cem Papila için bu kez bakın neler söylüyor...
M.Ç: Onunla aramda hiçbir şey yok. Çünkü o benim, (sessizlik oluyor o sırada bir cep telefonuna mesaj geldiğine dair ses duyuluyor) genel merkez başkanlığı içerisinde başkanlık yaparken o da benim alt kurulumda görev yapmış sevgili kardeşimdir Cem Papila… Hatta hatta Antalya-Galatasaray maçına ilk yardımcı hakemliği benimle birlikte yapmıştır, çok severim kendisini… Evime gelmiştir, eşimle birlikte kahvemizi içmiştir, çok tatlı çocuktur. Buyurun…
C.P: Yani ben de bu yüzden…
S.U: Bir dakika bir dakika, şimdi bunları söyleyen Sayın Çulcu birkaç dakika önce neler söylediniz farkında mısınız?
M.Ç: Farkındayım, eğer benim iç işlerime dalarsa aynen cevabını veririm. Hiç merak etmeyin.
S.U: Ama iç işlerine falan daldığı yok Sayın Papila’nın.
M.Ç: Buyrun Serhat Bey sizi dinliyorum. Cem Papila’da sorsun, oradaki konuklar da sorsun, buyurun dinliyorum. Buyurun efendim, buyurun efendim.
Cem Papila şaşkınlığını dile getiriyor ve Mustafa Çulcu’ya sorum yok ama bu akşam yaptıklarından sonra kendisinden talebim arkadaşlarıyla beraber MHK’yi bırakmalarıdır diyor.
S.U: Bırakacak mısınız Sayın Çulcu başkanlığı?
M.Ç: Neden, niye bırakayım ki? Kim beni başarısız buluyor.
Levent Kızıl bugüne dek Mustafa Çulcu’nun arkasında olduğunu ancak bu akşam kendisinin de kırıldığını anlatırken Mustafa Çulcu’nun telefonu hattan düşüyor.
Daha sonra ilerleyen dakikalarda Mustafa Çulcu tekrar programa bağlanmaya davet ediliyor ve alkollü olup olmadığı tartışılıyor.