Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde vefat etti.
Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, Gülhane
Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde vefat etti.
Doktoru Mücahit Pehlivan, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Ecevit'in vefat
ettiğini belirtti.

---------
Türkiye'ninbaşı sağolsun!
Türk siyasi yaşamında büyük izler bırakan ''Karaoğlan' ı kaybettik...
Türk siyasi yaşamında ''Karaoğlan'' olarak anılan ve ''Üçüncü Adam'' yakıştırması yapılan Bülent Ecevit, siyasetin son yarım asırlık dönemine damga vuran simge isimlerdendi.
Türk siyasetine ''Ak Güvercin'' ve ''Mavi Gömlek'' fenomenlerini kazandıran
Ecevit, ''şair'' yanı ve ''zarif üslubuyla'' da siyaset dünyasında farklılığını hep hissettirdi.
Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Amerikan Kolejinden 1944 yılında mezun olan Ecevit, üniversiteye devam ederken bir yandan da Basın-Yayın Genel Müdürlüğünde İngilizce çevirmeni olarak çalışma yaşamına başladı.
Sınıf arkadaşı Rahşan Ecevit (Aral) ile 1946 yılında evlenen Bülent Ecevit,
aynı yıl okulu yarım bırakarak Londra Basın Ateşeliğinde görev aldı. Ankara'ya 1950 yılında dönen Ecevit, Ulus gazetesinde sanat eleştirmenliği, fıkra yazarlığı ve çevirmenlik yaptı. Ulus gazetesi kapanınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazmayı sürdüren Bülent Ecevit, 1954 yılında ABD'ye giderek 3 ay Winston Salem Journal gazetesinde çalıştı.
Bülent Ecevit, 1957'de Rockefeller bursuyla ikinci kez Amerika'ya gitti. Harvard Üniversitesinde 8 ay Ortadoğu tarihi ve sosyal psikoloji üzerine çalıştı ve aynı yıl yurda döndü. Milliyet gazetesinde de günlük yazılar yazan Ecevit, Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı.
-SİYASETE İLK ADIM-
Ulus gazetesinde çalışırken, 1954 yılının Ocak ayında CHP Çankaya Gençlik
Ocağı'na üye olarak aktif siyasi yaşama adımını atan Bülent Ecevit, 27 Ekim
1957'de CHP Ankara Milletvekili olarak TBMM'ye girdi.
Ecevit, 12 Ocak 1959'da İsmet İnönü'nün listesinden CHP Parti Meclisi'ne seçildi, 1961-1965 arasında da İnönü hükümetlerinde Çalışma Bakanı olarak görev yaptı.
CHP'nin 18 Ekim 1966 tarihinde yapılan 18. Kurultayı'nın ''parlayan yıldızı'' olan Ecevit, önce ''çok genç'' bulduğu için itiraz eden İnönü'nün onayını alarak genel sekreter oldu. Ecevit, artık partinin ikinci adamıydı.
Partide 12 Mart Muhtırası'nın ardından kurulan Nihat Erim'in başbakanlığında
kurulan hükümete katılıp katılmamak konusu iç tartışmalara yol açtı ve hükümete girilmemesini isteyen Ecevit, 21 Mart'ta genel sekreterlik görevinden istifa etti.
-GENEL BAŞKANLIK DÖNEMİ-
CHP'nin 5 Mayıs 1972'de yapılan 5. Olağanüstü Kurultayı, İnönü-Ecevit çekişmesine sahne oldu.
Ecevit yanlısı Parti Meclisi, kurultaydan güvenoyu alınca, İsmet İnönü, 8
Mayıs 1972 tarihinde, 33 yılı aşkın bir süre bulunduğu genel başkanlık görevinden istifa etti. Bu gelişme üzerine 14 Mayıs 1972'de toplanan özel kurultayda, Ecevit, CHP Genel Başkanlığı'na seçildi.
Bülent Ecevit, siyaset sahnesinde, 1973 seçimlerinden itibaren ''Karaoğlan''
olarak anılmaya başlandı. Bu seçimlerde CHP, yüzde 33.3'lük oy oranıyla 185
milletvekili çıkardı. Seçimin ardından CHP, MSP ile koalisyon kurarak iktidara
gelirken, Bülent Ecevit, 6 Şubat 1974'te ilk kez başbakanlık koltuğuna oturdu.
Bu dönemde Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştirildi.Seçim kampanyası döneminde Ecevit için sık sık kullanılan ''Karaoğlan'' ismi, başbakanlığı döneminde yaşanan Kıbrıs olayıyla pekişirken, Karaoğlan'a bir de ''Kıbrıs Fatihi'' eklendi. Kuruluşundan yaklaşık 7 ay sonra, 18 Eylül 1974 tarihinde, Ecevit'in istifasıyla koalisyon hükümeti bozuldu.
Partisi, 5 Haziran 1977'de yapılan genel seçimlerde 41.4 oy oranı ile 213 milletvekili çıkaran Ecevit, 21 Haziran 1977'de azınlık hükümetini kurdu ancak 3
Temmuz'da TBMM'den güvenoyu alamadı.
Bunun üzerine kurulan 2. Milliyetçi Cephe Hükümetini oluşturan partilerde
yerel seçimlerin ardından iç çalkantı doğdu ve milletvekili istifaları yaşandı.
Ecevit, cephe hükümetini oluşturan partilerden kopan bağımsız milletvekillerinin de desteğiyle 17 Ocak 1978'de kurulan hükümette 21 ay süreyle yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu.
İç çatışmalarla boğuşan CHP'nin oyları 14 Ekim 1979'da yapılan ara seçimlerde gerileyince Ecevit, 16 Ekim'de hükümetten istifa etti.
-HAMZAKOY'DA ''MİSAFİRLİK''-
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ülke yönetimine el koyduğu 12 Eylül 1980'de gece
saat 03.00'te evinden alınan Ecevit, Rahşan Ecevit ile birlikte Hamzakoy'a
''TSK'nın misafiri'' olarak götürüldü.
Hamzakoy'daki ''misafirliği'' 11 Ekim 1980 tarihinde sona eren Ecevit, 30
Ekim 1980'de CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti. Siyasi partiler 15 Eylül 1981'de kapatılırken, Ecevit 21 Şubat 1981tarihinde kamuoyunun karşısına, ''Arayış'' dergisinin yayın danışmanı olarak çıktı.
Bülent Ecevit, 3 Aralık 1981'de konuşma ve yazı yasağı getiren MGK bildirisine muhalefetten girdiği cezaevinde 2 Şubat 1982 tarihine kadar kaldı.
Siyasi yasaklı olan Ecevit, sonraki süreçte de yazıları ve demeçleri
nedeniyle sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve bir süre cezaevinde yattı.
-DSP SÜRECİ-
Bu dönemde DSP'nin kuruluş çalışmaları sürdürülürken, Bülent Ecevit, siyasi yasağı devam ettiği için partinin kuruluşunda doğrudan görev almadı. Ecevit, 14 Kasım 1985'te kurulan partinin kuruluşunu, 14. yıldönümünde şu
sözlerle anlattı:
''12 Eylül döneminde yoğun bir demokrasi mücadelesi verdik. Mücadelenin
güçlüklerini göze almayanlarla yollarımız ayrıldı ve DSP'yi kurduk. Ben o sırada
yasaklıydım. Partinin kuruluşuna Rahşah Ecevit öncülük etti. Çok zor genel başkanlığı üstlendi. Rahşan Ecevit'in, kurucusu olduğu Köylü Derneklerinden
gelen örgütlenme deneyimi vardı. O deneyimi DSP'ye aktardı.
Paramız yoktu... Fazla bir desteğimiz de yoktu. Ama azmimiz vardı. Rahşan
Ecevit, iki odalı bir bodrum katında, bir avuç arkadaşıyla görevi başladı. İğneyle kuyu kazarcasına çalışarak, partinin sağlam bir zeminde güçlenmesine ve doğrultu tutarlılığına ödünsüz özen gösterdi. Bu davranış da giderek DSP'yi
halkın güvenini kazandırdı.''
-ECEVİT, DSP'NİN GENEL BAŞKANI-
Siyasi yasakların 6 Eylül 1987 tarihinde yapılan referandumla kaldırılması üzerine, 13 Eylül'de Bülent Ecevit eşi Rahşan Ecevit'ten DSP Genel Başkanlığını
devraldı.
Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde partisinin iyi sonuç alamaması üzerine görevinden ayrılan Ecevit, 1989 yılında yapılan olağanüstü kurultayda yeniden Genel Başkan seçildi.
Bülent Ecevit, 20 Ekim 1991'de 12 Eylül'den sonra ilk kez Zonguldak Milletvekili olarak TBMM'ye girdi. DSP'nin oyları 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan erken genel seçimde yüzde 14.64'e, milletvekili sayısı 76'ya yükselirken; Ecevit, 30 Haziran 1997 tarihinde ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.Koalisyon hükümetinin gensoruyla düşürülmesinin ardından, Bülent Ecevit, 11 Ocak 1999'da DSP azınlık hükümetini kurarak 4. kez başbakan oldu.
Partisinin 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerden yüzde 21.71 oy oranıyla
birinci parti olarak çıkması üzerine hükümeti kurmakla görevlendirilen Bülent
Ecevit, 28 Mayıs 1999'da kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu.
Bu dönemde sağlık sorunlarıyla ilgili zaman zaman spekülasyonlar yapılan
Bülent Ecevit, 4 Mayıs 2002'de rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Tedavisi
aralıklarla sürdü.
Ecevit'in rahatsızlığı sırasında hükümete yönelik tartışmalar ve erken seçim talepleri de siyasi gündeme damgasını vurdu. Bu tartışmalar parti içine de yansıdı. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın 8 Temmuz'da görevinden ve partiden istifasını yeni istifalar izledi.
İstifalarla koalisyon hükümeti TBMM'deki sayısal desteğini yitirirken, erken seçim kararı alındı ve 3 Kasım 2002'de yapılan erken genel seçimlerde yüzde 1.22 oy alan DSP, parlamento dışında kaldı.
-AKTİF SİYASETE SON-
Genel başkanlıktan ayrılma kararını 3 Kasım seçimlerinden önce olduğu gibi seçimlerden sonra da zaman zaman dile getiren Bülent Ecevit, 22 Mayıs 2004 tarihinde düzenlediği basın toplantısıyla halefini ilan etti ve görevi Genel
Başkan Yardımcısı Zeki Sezer'e devretmek isteğini belirtti.
DSP 6. Olağan Büyük Kurultayı'nda 1954 yılında CHP Çankaya Gençliküye olarak başladığı aktif siyasi yaşamına son veren Bülent Ecevit, o tarihten
sonra da yaptığı bazı açıklamalarla gündem yarattı.
18 Mayıs 2006 tarihinde geçirdiği beyin kanamasının ardından GATA'ya
kaldırılan Bülent Ecevit, uzun süren tedavi sürecinin ardından bugün yaşamını
yitirdi.
-ŞAİR VE YAZAR ECEVİT-
Bülent Ecevit, siyasi yaşamının yanı sıra yazar ve şairliği de birlikte
yürüttü.Sanskrit, Bengal ve İngilizce dillerinde çalışma yapmış olan Ecevit
Rabindranath Tagore, Ezra Pound, T. S. Eliot, ve Bernard Lewis'in yapıtlarını
Türkçe'ye çevirdi.
Kendi yazdığı şiirleri de kitap halinde yayınlayan Ecevit'in şiirleri Almanya, Sovyetler Birliği, Romanya, Yugoslavya, danimarka ve İsveç'te yayınladı.
Şair kimliğiyle yazdıklarını Şiirler, Işığı Taştan Oydum, El Ele Büyüttük Sevgiyi adlı üç kitapta toplayan Ecevit'in siyasi kitaplarından bazıları ise şöyle:
Ortanın Solu, Bu Düzen Değişmelidir, Atatürk ve Devrimcilik, Kurultaylar ve
Sonrası, Demokratik Sol ve Hükümet Bunalımı, Demokratik Solda Temel Kavramlar ve Sorunlar, Dış Politika, Türkiye/1965-1975, Umut Yılı: 1977.
-''ÖZGÜRLÜĞÜ YİTİRDİK DOSTLAR''-
Bülent Ecevit, ''Özgürlüğün ardından bir ağıt söylev'' başlıklı şiirinde, yitirilen bir değerin ardından, kendi yaşamının da temel ögesi olan ''umut'' ve
''sevgi'' ile şöyle seslenir:
''özgürlüğü yitirdik dostlar
ardından bir çift sözüm var
havaya benzerdi biraz
varlığı duyulmazdı özgürlüğün
yokluğu dayanılmaz
'saklamayın' derdi özgürlük 'beni kendinize
esirgemeyin beni ellerden
esirgendikçe tükenirim çünkü
paylaşıldıkça çoğalırım ben'
oysa kendimize kalsın diye özgürlük
ona bahçelerde duvarlar ördük
uçup gitti kuş misali bahçelerden
ne eller gördü hayrını ne biz gördük
'yurttaşlar' derdi özgürlük 'bu devleti
sizler yöneteceksiniz el ele
yaşatabilmek için beni
yaşayabilmek için benimle'
oysa dünyalarımız öylesine küçüktü
devlet öylesine büyük
yönetilmek öylesine rahattı
yönetmek öylesine yük''
----------------------
İlk tepkisi: "Bülent öldü mü?"
Rahşan Ecevit, eşi vefat ettiği sırada Oran Sitesi'ndeki evindeydi.
Rahşan Ecevit yanında kızkardeşi Asude ile birlikte evin kütüphanesinde oturuyordu. Tam 22.43'te telefon çaldı. Hastaneden arıyorlardı. Rahşan Hanım'dan hastaneye gelmesi istendi.
HASTANEYE GELİN
Ölüm haberi o anda verilmedi. "Durumunda değişiklikler var" diyerek geçiştirildi. Aylardır kendini bu acı habere hazırlayan Rahşan Ecevit hemen hastaneye koştu.
ÖLDÜ MÜ?
Hastane kapısından girer girmez doktorlara "Bülent öldü mü?" diye sordu. Doktorlar suskun kaldı. Metanetini koruyarak, ağlamadan eşinin yanına gitti. Eşinin yanında bir süre kalan Rahşan Ecevit daha sonra partilileri arayarak durumu haber verdi. Rahşan Hanım'ın oldukça metanetli davrandığı gözden kaçmadı.
-------------------
İyi ki o zaman Ecevit gibi cesur adam vardı
12 Eylül Darbesi'nin lideri Evren, "Parti başkanı olduğu için gönderdik. Ama benim kararım değildi"
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, ''Kıbrıs harekatı, her babayiğidin alabileceği bir karar değildi. İyi ki o zaman Ecevit gibi cesur bir adam vardı'' dedi.
Evren, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ecevit'i eskiden beri tanıyanlardan
birinin kendisi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''90 yaşının içindeyim, Karaoğlan'ın çalışmalarını bilirim. Dağ, tepe, dere
demeden tüm Türkiye'yi dolaştı. İnönü ile mücadelesini hatırlarım, İnönü'yü
indirip yerine geçmişti. Kıbrıs Harekatı'nı hatırlarım. O dönemler ben kuvvet
komutanıydım. Kıbrıs Harekatı, her babayiğidin alabileceği bir karar değildi. Bu
karar cesaret isterdi. İyi ki o zaman Ecevit gibi cesur bir adam vardı. Bu karar
alındı ve Türkleri Rumların zulmünden kurtardık.''
Ecevit'in ölümünden büyük üzüntü duyduğunu belirten Evren, şunları kaydetti:
''Hayat böyle bir şey. Kimisi erken, kimisi geç gidiyor. Kimin ne zaman
gideceği belli değil. Ecevit'in dürüstlüğü, çalışkanlığı, vazife aşkı hakkında
kötü bir şey söylemek mümkün değil. Devletin 5 kuruşuna tenezzül etmedi. Bundan dolayı halk Ecevit'i çok sevdi. Bu dürüstlüğüne ve sevgiye karşılık, istenilen oyu bir türlü alamadı. Çünkü bunu 72 milyona birden anlatmak mümkün değil. Seçim zamanlarında başka etmenler öne çıkabiliyor.
Yaptığı hizmetler unutulmaz. Hastalığı uzun sürdü. Uzun süre ölümle yaşam
arasında kaldı.''
Ecevit'in cenazesine katılmak için Ankara'ya gideceğini bildiren Evren, ''Bu
konularda çok talihsizim. Bütün cumhurbaşkanı ve başbakanların cenazelerine
katıldım. Hatta Atatürk'ün cenazesinde, top arabasının arkasında çelengi taşıyan bendim. İnşallah bu son olur, başka cenazeye katılmam'' diye konuştu.
ECEVİT İLE EVREN'İN HATIRALARI
Ecevit'in başbakanlığı döneminde Genelkurmay Başkanı olduğunu hatırlatan
Evren, ''Çok sıkı ilişkilerimiz oldu. O kadar saygılı ve hassas bir insandı.
Çankaya'da buluşup konuşurduk. Arabaya binene kadar beni uğurlardı. Bu durumdan çok üzülürdüm. Yapmayın derdim, ama yine yapardı'' dedi.
Evren, şöyle devam etti:
''12 Eylül zamanında Ecevit de parti başkanı olduğu için onu da göndermek
zorunda kaldık. Bunu ona kızgın olduğum için yapmadım. Ayrım yapamazdım. Bu benim kararım değildi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kararıydı. Ama bu karardan çok üzüntü duydum. 12 Eylül sonrası siyasilerin çalışmalarına bir dönem ara vermelerini istedik. Ama Ecevit 12 Eylül yönetimiyle mücadele etmek istedi. Bir mecmua çıkardı. Yabancı basına demeçler verdi. Bu suç oluşturduğu için sıkı yönetime verildi ve 2 ay mahkum oldu. Buna da çok üzüldüm ama yapacak bir şey yoktu. Bütün bunlara rağmen aramızda kırgınlık olmadı. Emekli olduğumda kendisi başbakandı. Ziyaretine gittim, yine ta aşağıda karşıladı.
1979'lu yıllarda turizmin patlama yapacağını bildiğimiz için kendisiyle
oturup turizm hakkında neler yapabileceğimizi konuştuk. Kendisine siz kurumların kamplarını turizme açın ben de bütün Silahlı Kuvvetlerin kamplarını açayım dedim ama bazı kurumlar buna yanaşmayınca bu proje hayata geçemedi.''
---------------
Rahşan Ecevit'ten ilk açıklama
Rahşan Ecevit, duyduğu üzüntünün sonsuz olduğunu belirterek, tüm Türk Ulusu'na başsağlığı diledi
Rahşan Ecevit, yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti: ''Eşim Bülent Ecevit, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde, 5 Kasım 2006 tarihinde saat 22.40'ta vefat etmiştir.
Duyduğum üzüntü sonsuzdur. Tüm ulusumuzun başı sağ olsun.''
-----------------
Rauf Denktaş'tan başsağlığı mesajı
KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Barış harekatı yapılmamış olsaydı, bugün Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmamış olacaktı'' dedi.
Muğla'nın Fethiye ilçesinde düzenlenen ''4. Uluslararası Türk Dünyasında
Maniler Sempozyumu''nun onur konuğu olarak Fethiye'ye gelen Denktaş, eski
başbakanlardan Bülent Ecevit'in vefatından dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Ecevit'in çok değerli bir devlet adamı olduğunu ifade eden Denktaş,
''Ecevit, Türkiye'nin, her baskıya boyun eğmeyeceğine, hakkını aramak için
kararlılıkla hareket edeceğine dünyayı inandırmıştır. Barış Harekatı'nı barış
için yapmıştır''' diye konuştu.
Ecevit'i hiç unutmayacağını belirten Denktaş, şöyle konuştu:
''Kıbrıs Türkleri açısından zannedersem 'Ecevit' dendiğinde barış harekatını
ve dolayısıyla doğum günümüzü hatırlayacağız. Barış harekatı yapılmamış olsaydı, bugün Kıbrıs'ta tek bir Türk kalmamış olacaktı. Ecevit, Kıbrıs'ın önemini bilen bir kişiydi. Ecevit, bana göre unutulmaz bir lider, büyük bir başbakan, bir
devlet adamı... Allah rahmet eylesin.''
---------------
Dünya basınında 'Kara Oğlan'
Bülent Ecevit’in aylar süren yaşam savaşında yenik düşmesi, Dünyanın önde gelen basın kuruluşları arasında da geniş yer bulru
Uluslararası gazete ve televizyonlar Ecevit’in laik bir devlet adamı ve olduğunu, “Kıbrıs Fatihi” olarak bilindiğini ve 1999 yılında Türkiye AB adaylığı aldığında Türkiye’nin başında bulunduğunu duyurdu.
Kara Oğlan, Bülent Ecevit’in aylar süren yaşam savaşında yenik düşmesi, Dünyanın önde gelen basın kuruluşları arasında da geniş yankı buldu. Uluslararası gazete ve televizyonlar Ecevit’in laik bir devlet adamı ve olduğunu, “Kıbrıs Fatihi” olarak bilindiğini ve 1999 yılında Türkiye AB adaylığı aldığında Türkiye’nin başında bulunduğunu duyurdu.
FT: “TÜRK SİYASETİNDE PİGMELERİN İÇİNDE BİR DEVDİ”
Dünyanın önde gelen finans gazetelerinden Financial Times, 81 yaşında yaşamın yitiren Bülent Ecevit’in, “Yirminci yüzyılın sonlarındaki Türk siyasetinde, pigmelerin arasındaki az sayıda devden biri” olarak anılacağı değerlendirmesinde bulundu.
GUARDIAN: “ESKİ TÜRK LİDER YAŞAMINI YİTİRDİ”
İngiliz Guardian gazetesi, Türkiye’de beş kez Başbakanlık yapan Bülent Ecevit’in 81 yaşında yaşamını yitirdiğini duyurdu. Haberde Ecevit’in Türkiye dışında en çok Kıbrıs harekatı ile bilindiği ifade edildi.
BBC: “HEM SOSYAL DEMOKRAT HEM MİLLİYETÇİYDİ”
İngiliz Yayın Birliği BBC, Bülent Ecevit’in hem sosyal demokrat görüşlere sahip hem de milliyetçi bir lider olduğu belirtilerek, Ecevit’in 1974 yılında ‘Kıbrıslı Türk azınlığı korumak” için Kıbrıs harekatı emri verdiğini duyurdu. Haberde Türkiye’nin Batı ile yakınlaşması ve AB adaylığında Ecevit’in büyük rolü olduğu vurulandı.
LE MONDE: KARİZMATİK ŞEF
Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde ise, 1970 yıllarındaki “karizmatik şef” olarak nitelendirdi Ecevit’in mütevazı görüntüsünün otoriter ve sık sık hoşgörüsüz bir karakteri gizlediğini belirtirken Ecevit’in prestijinin 2000-2001 yılındaki ekonomik krizden ciddi etkilendiğini yazdı.
WASHINGTON POST: “KIBRIS FATİHİ DİYE ANILIRDI”
Washington Post gazetesi, Bülent Ecevit’in, Türkiye’deki en önemli siyasilerden biri olduğunu ve yarım asırlık kariyeri boyunca ekonomideki sorunlar ile bölgesel ve yerel problemlerle boğuştuğunu yazdı. Haberde Ecevit’in 1974 Barış Harekatı nedeniyle “Kıbrıs Fatihi” olarak anıldığı ifade edildi.
VOA: “SİYASETİN BAŞ AKTÖRÜYDÜ”
Amerikanın Sesi Radyosu, Ecevit’in Türk siyasi hayatında bir baş aktör olduğunu belirterek yaklaşık altı aylık bir komanın ardından yaşamını yitirdiğini belirtti. Haberde Ecevit’in siyasi kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir şair olduğu da hatırlatıldı.
NYT: “TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN EN LAİK MÜSLÜMAN ÜLKESİ YAPTI”
New York Times gazetesi, Eski Başbakan Ecevit’in kökten dinciliğe karşı olduğunu ve Türkiye’nin, dünyanın en laik Müslüman ülkesi olmasına büyük katkıda bulunduğunu belirtti.
GULF NEWS: “DÜRÜSTLÜĞÜ İLE ÇOK SAYGI GÖRÜYORDU”
Körfez bölgesinin gazetelerinden Gulf News de, “siyasi kariyerinin yarım asra uzanan solcu milliyetçi” sıfatını kullandığı Ecevit için “Yolsuzlukların salgın gibi olduğu bir siyasi kültürde dürüşlüğünün çok saygı gördüğü” yorumunu yaptı.
EL CEZİRE: “KIBRIS’A ASKER GÖNDERDİ AB ADAYLIĞI KAZANDI”
Arap haber kanalı El Cezire, Ecevit’in hayatını anlattığı haberde, Bülent Ecevit’in 1974 yılında Kıbrıs’a asker gönderdiği, 1999 yılında da Türkiye’ye AB adaylığı kazandırdığını duyurdu
--------------------
Ecevit, 'Karaoğlan' lakabını nasıl aldı
Siyasi tarihe “Karaoğlan” lakabıyla damgasını vuran Ecevit’e bu ikinci ismi kim verdi?
Bülent Ecevit’e “Karaoğlan” lakabını , Kars’ın Susuz köyünde yaşayan CHP’li bir kadın tarafından verildi.
Gazeteci Barış Yarkadaş, “Hepsi Yaralar, Sonuncusu Öldürür” isimli kitabında, babaannesi Şahzade Şahin’in Bülent Ecevit’e ilişkin açıklamalarına yer verdi. CHP üyesi olan Şahin, Ecevit’e “Karaoğlan” ismini veren kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Kitapta yer alan anlatıma göre, Kars’ın Susuz ilçesinde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan 85 yaşındaki Şahzade Şahin, Ecevit’e Karaoğlan adının verildiği günü şöyle anlattı:
ECEVİT’İN İLK GEZİSİ
"Şimdi tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım 1972 ya da 73 yılıydı. Türkiye yine zor günlerden geçiyordu. Ekonomi kötüydü. Biz tek çareyi CHP olarak görüyorduk. Birinci eşim Aydın Yarkadaş, Kars’ın Susuz ilçesinde partinin başkanıydı. Ben de CHP Kadın Kollarındaydım. Bir ara Kadın Kolları Başkanlığı da yaptım. Aydın Bey, İsmet Bey’in (İnönü) yakın çalışma arkadaşıydı. İsmet Bey, Kars’a geldiğinde evimize misafir olmuş, çayımızı içmişti. Kendisine saygı duyardık. Sonra dönem değişti. Bülent Ecevit diye bir genç çıktı. İsmet Paşa’nın yerine başkan oldu. O dönem baban da (Rasim Yarkadaş) Bülent Bey’le tanıştı. Birlikte çalışmaya başladılar. Ecevit, genel başkan seçildikten sonra ilk gezisini Kars’a yaptı. Bizim yaşadığımız ilçeye, Susuz’a geldi.”
“BİZİ BU DAR GÜNLERDEN KURTAR KARAOĞLAN!”
Şahin, o dönem partide kendisinin de görevler aldığını ve Susuz’daki kadınlarla birlikte siyasi çalışmalar yürüttüğünü, yeni genel başkanın eşi Rahşan Ecevit’in de parti içinde aktif olarak yer alacağını öğrendiklerini söyledi. Rahşan Hanımın partide çalışacak olmasına sevindiklerini söyleyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O gün, yani Ecevitlerin Susuz’a geldiği gün, Bülent Bey’in yanında Rahşan Hanım da vardı. Kendilerini hep gazetede görmüştük. Ama hiç tanışma fırsatımız olmamıştı. Baban, Ecevitleri köy evimize getirdi. Biz misafirlerimizi karşılamak için kapıya çıktık. Karşımda esmer bir genç gördüm.
Ecevit'e Karaoğlan adını koyan Şahzade Şahin, Kars'ın Susuz İlçesi'nde çiftçilik yapıyor. Birden Bülent Bey’e sarıldım ve ‘Bizi bu dar günlerden kurtar ay Karaoğlan’ dedim. Yanımızda gazeteciler de vardı. Ertesi günün gazetelerinde, ‘Bir kadın Ecevit’e Karaoğlan dedi ve boynuna sarıldı’ diye yazdılar. Sonra, köylümüz Yazar Dursun Akçam, Kan Çiçekleri kitabında bizim Ecevitlerle ilgili anılarımıza ve sözlerimize yer verdi. Ama bu Karaoğlan meselesini ilk kez anlatıyorum.”
-----------------
KKTC'de bayraklar yarıya indirildi
Bülent Ecevit'in vefatı nedeniyle KKTC'de bayraklar yarıya indirildi
Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in vefatı nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bayraklar yarıya indirildi.
KKTC'de hükümetin aldığı kararla resmi kurum ve kuruluşlarda bayraklar,
Ecevit'in cenazesinin defnedileceği günün mesai bitimine kadar sürmek üzere,
yarıya indirildi.
Tüm Türkiye'nin Başı Sağolsun..