ÖLDÜRMEKTEN CİNSEL ZEVK ALIYOR!..
Üç yıl önce Tünel'de çöpçülerin bulduğu bir kesik bacak, tüyler ürperten bir seri cinayeti gün ışığına çıkardı. DNA testi bacağın bir gün önce kaybolan Yasemin Durgun'a ait olduğunu gösterdi. Katil bacağı kalçadan kesmiş, suda bekletmişti. Bu, 2000 yılından beri Fatih, Eminönü, Unkapanı bölgesinde bulunan kesik bacaklardan sadece biriydi. Yasemin 21 Mart 2001 günü son olarak Fatih Postanesi'nde görüldükten sonra kayıplara karışmış, ertesi gün de çöpte bacağı bulunmuştu. Birkaç gün sonra yurttaki ankesörlü telefonu arayan öfkeli bir erkek sesi "O kızı aramayın, bulamazsınız" demiş ve telefonu kapatmıştı. Polisin 12 kişilik özel ekibin bütün uğraşlarına rağmen "kesik bacak" cinayetlerinin sırrı çözülemedi. Çoğu kadınlara ait olan bacakların özenle kesilmesi, Unkapanı çevresinde suya ya da çöplere bırakılması, bir "seri katile" işaret ediyordu. Bacaklardan hiçbirinin "gövdesi" de bulunamamıştı. Son kesik bacak ise 2002 yılı Ağustos ayında Bakırköy MetroRICHARD WALTERdurağında bulunacaktı. Olayın kamuoyuna yansımasından sonra "bacak bulunmaması" katilin durduğunu gösteriyordu. Ancak bilinen o ki "kesik bacakların" faili hala elini kolunu sallayarak dolaşıyor. 2003 yılında İstanbul'da yapılan Adli Bilimler Kongresi'ne katılan O.J. Simpson, Cleveland cinayetleri gibi olayın "profilcisi" Richard Walter, Aktüel Dergisi'nden Selcen Güçhan'ın sağladığı verilerle "kesik bacak cinayetlerini" yorumlamıştı. Olayların bağlantılı olduğunu söyleyen Walter "Katilin imzası da var, motif de aynı" demişti. Walter şu yorumları yapmıştı.
* Her farklı bölge ayrı bir kurbana işaret ediyor.
* Katil kesmeyi deneyerek öğreniyor.
* Katilin kendisi için önemli insanlara kurbanlardan aldığı kişisel eşyalardan vermesi muhtemel.
* İnsanları avlamaktan ve öldürmekten zevk alan bir katil profili çıkıyor.
* Parçaları ortaya atış şeklinde onları tanınmaz bırakma ve balıklara yem yapmak isteği görünüyor.
* Onları yıkayarak günahlarından arındırıyor, böylelikle kendi cinayetini de doğruluyor.
* Bu katilin Tanrı rolüne soyunmasının bir tezahürü.
'Seri katil endüstrisi' dünyayı sardı
Tişörtler, kupalar, fotoğraflar, tablolar... İnternet kullanımının artmasıyla seri katillerle ilgili her şeyin "kanlı ekonomisi" oluştu.
Seri katillerin posterleri, seri cinayetler üzerine kitaplar, filmler düşünüldüğünde boyutu inanılmaz rakamlara varan "kanlı" bir ekonomi söz konusu. İnternet üzerindeki açık artırma sitelerinin gözde konularından biri de "seri katiller". Seri katillere ilişkin eski gazete kupürlerinden, katillerin yaptıkları resimlere, hatta ölüm raporlarına kadar "hatıralar" arasında yok yok. Örneğin Dahmer'in "ölüm raporu" ebay'de beş dolardan satışta... Benzer biçimde bodrumunda gömülü 26 çocuk bulunan ve bir hayır kurumu yararına "palyaçoluk" yaptığı için "palyaço-katil" lakabıyla anılan John Wayne Gacy'nin kendi çizdiği resimleri de 3 bin dolar civarında alıcı buluyor. ABD'de 60'lı yıllarda ünü bütün ülkeye yayılan Ed Gein'e kadınların gösterdiği ilgi polisleri de,psikiyatristleri de şaşırtmıştı. Kadınları dilim dilim doğrayan adama günde onlarca "hayran" mektubu yağıyordu. Bu gün de durum farklı değil, Ted Bundy, Dahmer, gibi acımasızca cinayet işleyen, kurbanlarına olmadık işkenceleri yapan, akla gelmedik biçimde kesip biçen hatta pişirip yiyen "seri katiller" hatırı sayılır büyüklükte fan kulüplerine ve hayran kalabalığına sahip.
'POPÜLER KÜLTÜR' OLDU
Bu katillere ithaf edilen web sitelerinde de kurbanlarının "kavanoz" içindeki resimleri de dahil, sınırları zorlayan çok fazla "nesne" var... Popüler kültür üzerine yapılan araştırmalara da konu olan "seri cinayet" çılgınlığını belki de en iyi anlatan "Karındeşen Jack"in sözleri: "Tarihe bakıldığında 20. yüzyılı benim başlattığım görülecektir..."
'Mobilyacı'yı kopyalayan 'kiralık katil'
Seri cinayet kültünün en tuhaf olaylarından biri de "kopyacı katiller". Özellikle 80'li yıllarda ABD'de giderek artan seri cinayet vakalarında neredeyse bir "star" haline gelen katillerin gazetelerde, televizyonlarda yayınlanan öyküleri pek çok kişiyi "kıskandırmış", bir seri katilin cinayetlerini "kopyalayan" yeni caniler ortaya çıkmıştı. Kopya katiller, parmakların seri cinayetleri detaylarıyla kamuoyuna aktaran "medyaya" dönmesine yol açmış, cinayet kültürünü biraz da medyanın yarattığı, hatta "öğrettiği" ileri sürülmüştü. 1995 yapımı "Copycat" filmide ünlü bir seri katilin cinayetlerini aynen tekrarlayan bir seri katili konu ediniyordu.
KATİL DURMUŞ ANUÇİN
Türkiye'de de birebir "kopyacı katil" olmasa da seri cinayet faillerinden esinlenenler oldu. Beş cinayet, bir tecavüz ve dört gasptan yargılanan, iki kez de polisle çatışan Durmuş Anuçin, Gümüşhane Cezaevi'nde birlikte kaldığı "Mobilyacı" olarak anılan Seyit Ahmet Demirci ile girdiği iddia yüzünden öldürdüğünü ve iddiayı kazandığını ifadesinde anlatmıştı. Ancak Anuçin "ben seri değil kiralık katilim" diyordu.
İki ünlü 'profilci' 'Kruvaze ceket' tahmini tuttu
JAMES A. BRUSSEL
Kriminal vakalarda psikolojik profille mucize yaratan 1957'de adli psikiyatrist James A. Brussel oldu. Brussel, ilk bombasını 1940'da koyan, tehdit mektupları yağdıran, New York'ta panik yaratan esrarengiz bombacının yakalanmasını sağlamıştı. Bombacının mektuplarına ve olayın ayrıntılarına bakan Brussel dedektiflere "40-50 yaşlarıda, Slav asıllı, bekar, kadın akrabalarıyla birlikte yaşıyor, düzenli, titiz, iyi traşlı. İyi eğitimli, bir teknisyen, işten atılmış" diye ayrıntılı rapor vermiş ve "yakaladığınızda üzerinde ilikli bir kruvaze elbise olacak" demişti. 21 Ocak 1957'de yakalanan George Metesky düzgün iliklenmiş kruvaze ceket giyiyordu. Brussel ipuçlarını şöyle sıraladı: "Argo kullanmaması eğitimli, bombayı seçmesinden Slav, bombanın yapısından bekar olduğunu tahmin ettim." Kruvaze ceket ise paranoyakların titizliğiyle ilgiliydi...
İki ünlü 'profilci' 'Kruvaze ceket' tahmini tuttu
Kriminal vakalarda psikolojik profille mucize yaratan 1957'de adli psikiyatrist James A. Brussel oldu. Brussel, ilk bombasını 1940'da koyan, tehdit mektupları yağdıran, New York'ta panik yaratan esrarengiz bombacının yakalanmasını sağlamıştı. Bombacının mektuplarına ve olayın ayrıntılarına bakan Brussel dedektiflere "40-50 yaşlarıda, Slav asıllı, bekar, kadın akrabalarıyla birlikte yaşıyor, düzenli, titiz, iyi traşlı. İyi eğitimli, bir teknisyen, işten atılmış" diye ayrıntılı rapor vermiş ve "yakaladığınızda üzerinde ilikli bir kruvaze elbise olacak" demişti. 21 Ocak 1957'de yakalanan George Metesky düzgün iliklenmiş kruvaze ceket giyiyordu. Brussel ipuçlarını şöyle sıraladı: "Argo kullanmaması eğitimli, bombayı seçmesinden Slav, bombanın yapısından bekar olduğunu tahmin ettim." Kruvaze ceket ise paranoyakların titizliğiyle ilgiliydi...