**İki kere göç etmek zorunda kalan bir Makedon ailesinin çocuğu olarak yoksul bir çocukluk geçirdi. Köyde doğmuş, çamurların içinde, yalınayak, at kılından bir topun peşinde koşarak futbola başlamıştı. Romanya’nın komünist lideri Çavuşesku döneminde yıldız oldu. Ancak o devrildikten sonra yurtdışına çıkabildi. İşte İspanya’da aradığını bulamayan, Galatasaray’la UEFA Kupası’na uzanan Hagi efsanesinin kısa özeti...**
Hikaye çok eskilere dayanmıyor. Lozan Anlaşması gereği, Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi yapılınca, Atina Hükümeti, Türkiye’den gelen yaklaşık 1.5 milyon Rum’u toprak sahibi yapabilmek amacıyla kuzeydeki Makedonlar’ın topraklarına el koymaya başladı. Bir başka deyişle, Hagi ailesinin 1930 ve 1940’lı yıllarda iki kez göçetmesi, Yunanistan’ın Kavala kentinden başlayan yolculuklarını Köstence’nin kuzeyindeki Sacele köyünde sonlandırmasının nedenini Lozan Anlaşması olarak görebiliriz.
Gheorghe ve Sultana Hagi’nin oğlu Iancu, yine kendileri gibi göçmen olan Chirata’yla Köstence’de tanıştı ve çiftin dördüncü çocukları 5 Şubat 1965’da dünyaya geldi. Ailenin dördüncü çocuğuna büyükbabasının ve 9 aylıkken ölen ağabeyinin ismi verildi: Ama herkes ailenin yeni bireyine Gheorghe yerine, kısaca Gica diyordu.
**6 YIL SONRA GERÇEK BİR TOP**
Gica’nın ilk topu, dedesinin kestiği domuzun idrar torbasını yıkayıp temizledikten sonra şişirip kuruttuğu ve torununa hediye ettiği yuvarlak biçimli oyuncaktı. Dört yaşında biraz daha ilerleme kaydetti ve büyükannesi Sultana’nın yaptığı kumaş topun peşinden koşmaya başladı. 6 yaşındayken ise Gica, annesinin kentten getirdiği ilk gerçek topuna sahip oldu.
**KÖYDEN KENTE**
Köydeki hayat şartları ağırlaşınca 1973 ilkbaharında, Hagi ailesi Köstence’ye doğru yola çıktı. Gica ikinci sınıfı yeni bitirdiğinde gerçekleştirilen yolculuktan sonra Köstence’de, Makedonlar’ın mahallesi olarak bilinen Coiciu’ya yerleştiler.
Gica, Makedonlar’dan oluşan bir futbol grubunda, 9 yaşındayken tanıştı. Sokak futbolunun doğal şartları onun için de geçerlişdi ve grubun en küçüğü olması nedeniyle kendine ancak kalede yer bulabildi. Zaman zaman ısrarlarına dayanamadıklarında ilerde oynama şansı yakalar, attığı gollerden sonra televizyonda seyrettiği ve tüm yaşamı boyunca taraftarı olacağı Steaua Bükreş takımının kahramanlarının adını haykırırdı.
1975 Nisan’ında F. C. Köstence gençlik takımında oynayan bir oyuncu, Gica’yı antrenörü İosif Bükössi’ye önerdi. Bükössi’nin gözü ufak tefek yeni oyuncuyu çok tutmamasına karşın, yapılan bir iki denemeden sonra 4 Nisan 1975’te, Gica, Bükössi’nin himayesine girdi. Bükössi daha sonra bunun nedenini 10 yaşındaki çocuğun ‘topa vuruş şeklinin birkaç yıl idman görmüş futbolculardan farklı olmaması’ olarak açıkladı
**ÇAVUŞESKU AİLESİ VE HAGİ**
Hagi, Romanya’da Çavuşesku ailesinin hüküm sürdüğü diktatörlük döneminde yetişti. Önce Üniversite takımı ‘Universitatea Craiova’ ile sözleşme imzaladı, Craiova Üniversitesi’nin İktisadi Bilimler Fakültesi’ne kaydını yaptırdı; Gençlik Bakanı ve Sportul Studentesc takımının fahri başkanı Çavuşesku’nun küçük oğlu Nicu tarafından istenince yatay geçişle Bükreş İktisadi Bilimler Akademisi’ne geçti. Sonra devreye Steaua Bükreş takımı girdi ve Hagi’yi almak için atağa geçti. Çavuşesku’nun kardeşi General İlie’nin araya girmesiyle Hagi, sivil personel olarak orduya, bir başka deyişle Steaua Bükreş’e transfer edildi ve efsane Steaua Bükreş’te şekillenmeye başladı.
**O ARTIK RESMİ FUTBOLCU**
Neyse, biz biraz daha gerilere gidelim isterseniz. 1975 yılında antrenör Bükössi’nin himayesine giren Gica, yaşı tutmadığı için ilk resmi turnuvası için 1976 yılındaki İzciler Kulüpleri arasında Köstence’de düzenlenen çocuk turnuvasına kadar bekledi.
24 Mart 1978’de ise F.C. Köstence Kulübü’nün 97.515 No’lu kimliğine sahip oldu ve 13 yaşında resmi olarak da futbolcu olmuş oldu.
Gica artık yükselişteydi. Hem kendi takımında, hem de çocuk millilerde mucizeler yaratıyordu. Lisenin yanı sıra futbola da devam eden Gica, lise son sınıfa geldiğinde 1. lig takımları peşine düşmüşlerdi bile.
**İLK MİLLİ MAÇ, LUCESCU VE İSTANBUL**
1983’ün başında Milli takım antrenörü Mircea Lucescu, Hagi’yi kampa çağırdı ve Romanya Milli takımıyla 29 Ocak’ta dostluk maçı için ilk kez İstanbul’a geldi. Yıllar sonra Lucescu’yla İstanbul’da buluşacağını bilmeden maçı yedek kulubesinden izledi.
**HER YOL İSPANYA’YA ÇIKAR**
Hagi’nin sivil personel olarak orduya yani Steaua Bükreş takımına geçmesinden sonra profesyonel anlamda ikinci durağı Real Madrid oldu. 1990’da demokrasinin de gelişiyle yurt dışından teklifler almaya başlayacağından emindi. Avrupa’nın pek çok dev takımını peşinden koşturan Hagi, sonuçta Real Madrid formasını giyme kararı aldı.
94 sonrası Hagi’ye bu kez Johann Cruyff’un Barcelona’sı talip oldu. Anlaşma yapıldı ama Hagi’nin işi hiç de kolay değildi. Katalan takımında yabancı futbolcu konumunda Stoickov, Romario ve Ronald Koeman’la yarışması gerekecekti. Hagi’nin Barcelona günleri kariyeri açısından pek de iyi geçmedi ve 1996 yılının Mayıs ayında Hagi, Barcelona’daki son maçına çıktı.
**YA MEKSİKA, YA TÜRKİYE**
Barcelona macerasından sonra bir süre dinlenmek isteyen Hagi, bu süre içinden gelen teklifleri değerlendirirken bir hayli yoruldu. Kesin olmayan pek çok teklif alıyordu yıldız futbolcu, kafasındaki asıl düşünce ise 31 yaşına gelmiş olmasına karşın Avrupa’nın köklü kulüplerinden birinde forma giymekti. Menajeri Becali, Hagi’ye “Meksika’da oynamak ister misin?” diye sorduğunda önce büyük bir hayal kırıklığı yaşadı, daha sonra ise Türkiye’den bir takımın, Galatasaray’ın teklifini kabul etmeye karar verdi ve sarı-kırmızılı takımla 3 yıllık sözleşme imzaladı.
**VER HAGİ’Yİ AL FABRİKAYI**
Hagi’nin futbol yaşamı başarılarla ve ilginç olaylarla dolu. Örneğin ‘mutlaka bitirmek zorundayım’ dediği üniversiteyi futbolun yardımıyla bitirmiş yıldız futbolcu. 1992 yılında oynanan ve Hagi’nin muhteşem oyunuyla 5-1 kazanılan Romanya-Galler maçı sonrasında, Hagi, İspanya’ya Madrid’e dönmek yerine bitirme sınavları için Romanya’da kaldı. İyi hazırlanmıştı yıldız futbolcu ve sınav başlar başlamaz işletme hakkında bildiklerini birbiri ardına söylemeye başladı. Ama sınav sorumlularının duymak istediği şeyler Hagi’nin işletme hakkındaki bilgileri değil, Romanya-Galler maçında attığı golün oluşumuydu. Böylece Hagi futbolla ilgili görüşlerini, Real Madrid’in şampiyonluk ve Romanya’nın eleme grubu şansını anlatarak diplomasını almayı başardı.
Hagi’yle ilgili bir diğer söylenti de, Romen futbolcunun İtalya’da yapılan bir turnuvada Fiat’ın ve Juventus’un sahibi olan Giovanni Agnelli’nin dikkatini çekmesi, Agnelli’nin, Bükreş’e kadar gelmesi ve “Hagi’yi Juventus’a verin, Bükreş’te Fiat fabrikası açayım” dediği... Dönemin hükümeti tarafından reddedilen bu teklif sonrasında Romanya fabrikadan, Hagi de Juventus formasından oldu.
**GALATASARAY YILLARI**
Galatasaray takımının Hagi’nin futbol kariyerinde yadsınamayacak bir katkısı var. Tabii bunun tersi de söylenebilir. Hagi de Galatasaray’ın kariyerinin ilerlemesi konusunda önemli adımlar atılmasını sağladı. Peki Meksika uçağından inerek Galatasaray’a transfer olan ve burada 4 Lig şampiyonluğu, pek çok kupa ve UEFA Kupası şampiyonluğu yaşayan Hagi bu konuda ne düşünüyor? İşte yaşı nedeniyle futbolculuğu bırakmak dışında bir seçeneği olmadığını düşünen Hagi’nin sözlerinden kısa bir derleme..;
“Bence Türk futbolu incelenmesi gereken bir ilerleme kaydetti. Galatasaray, takımın tümünü yetenekli ve iyi oyunculardan kurmaya ve takıma uluslararası alanda başarılı olmuş yabancıları eklemeye çalıştı. Yabancı oyuncuların birikimlerinden yararlanmaya çalıştı çünkü Avrupa Kupaları’nda başarılı olmaya çalışıyorlardı. Takımın başında ise Fatih Terim gibi zirveye ulaşma hırsı olan bir teknik direktör vardı. Bence Taffarel, Popescu, Hagi ve Jardel gibi isimler, kulübe bir şeyler kattı, bizim deneyimlerimiz sayesinde takım Real Madrid ya da Barcelona benzeri bir havaya kavuştu”.
“Sadece sahada değil, ama yönetim, organizasyon ve davranış olarak da çok değişti kulüp. Antrenmanlar sırasında sürekli ‘en iyi olduğunu düşünmelisin’ düşüncesini yerleştirmeye çalıştım; hergün, en iyi olduğunu düşünürsen amaçlarını ulaşabilirsin. Hiçbir şey imkansız değildir. Tabii ki Galatasaray, bazı sorunları olan bir kulüp ama yıllar süren ağır çalışma sonrasında sadece kazanan bir takım değil, kazanma hırsı olan bir takım da yarattık”.
“Tabii ki bu değişimde benim da katkım var. Ama Real Madrid ve Barcelona’da bu kadar zaman geçirdikten sonra bunu yapmak benim görevimdi. Her iki kulüpte de 2 yıl geçirdim, nasıl çalıştıklarını gördüm, zirvede kalabilmek için manevi olarak nasıl hazırlandıklarını ve üzerlerindeki baskıyı nasıl hafiflettiklerini farkettim. Bence Galatasaray’ın bu iki kulübü kıskanması için bir nedenr yok ya da her hangi bir İtalyan kulübünü... Biz Milan’ı sadece yenmedik, aynı zamanda maçın tüm kontrolünü de elimizde tuttuk. Bence bu Galatasaray ve Türkiye için çok önemli bir başarıydı. Şimdi Türkiye’de herkes örnek olarak bizi almaya çalışıyor. Model olmak önemli bir şeydir”.
HAGI'NIN ÖZNİTELİKLERİ
Hagi’yi büyük bir futbolcudur ve her büyük futbolcu gibi bunu tek bir özelliğe değil, bir çok üstün özelliğin bir araya gelmesine borçludur. Hagi çok üst düzey bir futbol zekasına ve uyanıklığına sahiptir, teknik yetenekleri üst düzeydedir, top sürme, çalım atma, uzaktan şut ve serbest vuruşlarda muhteşemdir. Yeşil sahalar bu özelliklerin bir kaç tanesine sahip olup şimdi esamisi okunmayan bir çok futbolcunun şahididir. Ama Hagi aynı zamanda çalışma ahlakına sahip güçlü bir karakterdi. Yeteneklerini saha dışına da genişletebildiği için bir efsane olarak futbol tarihindeki yerini almıştır.
Küçük ayakları arasında topu mıknatıs gibi toplaması istemedikçe kimsenin topla arasına kolay kolay girememesi . Topa bilardo topu tarzında garip vuruş teknikleri ile çözülmemiş bir çok tekniği . Topa bakarken sahanın her yerini radarları ile okuması . Kalecinin açıklığını dahi okuyup birden kaleciyi orta sahadan bile gol tehlikesine sokabilmesi. Çok iyi top çevirmesi , yönlendirmesi , oyun kurması ve diğer herşeyi ile Hagi bir teknik ekoldür.
Hagi, bir 10 numaraydı, klasik ileriye dönük orta saha oyuncusuydu. Hem gol atan hem de oyun kuran, asist veren bir oyuncuydu. Serbest oynamayı sevmesine rağmen oyun disiplininden kopmazdı.
Hagi deyince ceza sahasının etrafından attığı goller akla gelir hemen. Tam bir serbest vuruş ustasıydı. Orta çizgi ile kale çizgisi arasındaki hemen hemen her noktadan gol atmıştır. Yalnızca serbest vuruştan değil, oyun içinde de mesafe tanımaksızın vurduğu şutlar her zaman çok tehlikeli olmuştur. Bu tip şutları hem isabetli hem de beklenmedik zamanlarda attığı için çok tehlikeliydi. Kalecinin bir anlık dikkatsizliğini fark eder ve bazen 30 – 35 metreden şut çekerdi. FIFA’nın Yüzyılın En Güzel Yüz Golü listesinde 5. gol Hagi’nin attığı 1994 Dünya Kupası’nda Kolombiya’ya attığı goldür.
Uzak şutlarının dışında top sürüşü ve çalımları da Hagi efsanesinin önemli yapı taşlarındandır. Ceza sahası dışında topu ele geçirdiği zaman ne yapacağı belli olmazdı. Şut birinci seçenekti ama rakip defansta boşluklar fark edip topla içeri girmesi de az rastlanır bir şey değildi.
Teknik olarak olağanüstü yetenekli olmasına rağmen çok çalışkan ve disiplinli bir futbolcuydu. Antrenmanları kaçırmayan, en erken gelen, en geç çıkan tipteki oyunculardandı. Çok düzgün bir aile hayatı vardı. Bu yüzden de ileri yaşlarında dahi istikrarlı bir oyun tutturabilmiştir.
Onun bu kadar sevilmesinde oyun içindeki liderlik yönü büyük rol oynar. Bir teknik direktör gibi oyunu yönlendirir, arkadaşlarıyla konuşur, direktifler verirdi. Bu yönüyle oyunu, bütün sıcaklığıyla yaşayan bir futbolcuydu. Bu yüzden de kendini tutamayıp hırçınlaşması alışıldık bir şeydi. Fakat oyun içinde, ortalamanın üstünde bir hırçınlığa ve kart görme eğilimine sahip olsa da oyun dışında akıllı, terbiyeli ve seviyeli bir insandır.
Romanya'da Yüzyılın Futbolcusu,6 kere de Yılın Futbolcusu seçilmiştir. Pele'nin Yaşayan En Büyük 125 Futbolcu listesinde de yer almaktadır.
**HAGI'NIN KARİYERİNDEKİ BAŞARILAR**
**Kulüp**
-Avrupa Süper Kupa (1987, 2000)
-UEFA Kupası (2000)
-Romanya Ligi Şampiyonluğu (1987, 1988, 1990)
-Romanya Kupası (1987, 1989)
-Türkiye Süper Ligi Şampiyonluğu (1997, 1998, 1999, 2000)
-Türkiye Kupası (1999, 2000)
-Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kupası (1997)
**Milli**
-1984 Avrupa Şampiyonası (Fransa)
-1990 Dünya Kupası (İtalya )
-1994 Dünya Kupası (ABD)
-1996 Avrupa Şampiyonası (İngiltere)
-1998 Dünya Kupası (Fransa)
-2000 Avrupa Şampiyonası (Hollanda-Belçika)
**Bireysel**
-1985 Romanya'da Yılın Futbolcusu
-1986 Romanya Ligi Gol Kralı
-2000 Romanya'da Yılın Futbolcusu
**Çok Duygulandım Ya Seni Seviyoruz Gica :o **
**YAKINDA BULABİLDİĞİMCE WALLPAPER KOYACAĞIM..**