NOBRE GÖZÜNÜ FENER'E DİKTİ !..
Beşiktaş'ın Brezilyalı golcüsü Marcio Nobre, kariyerinde yeni ve çok önemli bir sayfanın açıldığını, siyah beyazlı takımda her şeye yeniden başladığını belirtti ve ekledi: "Gerçek bir Beşiktaşlı olmak için Fenerbahçe'ye gol atmam gerektiğinin farkındayım"..
24 Temmuz 2006, 16:19
Advertisement
Marcio Nobre'nin Beşiktaş'ın resmi internet sitesindeki açıklamları şöyle:
Beşiktaş’ta Her Şeye Yeniden Başlıyorum”
Beşiktaş’ı çok büyük bir kulüp olduğu için tercih ettim. Beşiktaş yöneticileri, görüşmelerimiz sırasında bana çok iyi ve profesyonelce yaklaştılar ve bu beni çok etkiledi. Onlar ilk etapta önemli olanın benim kişiliğim ve oynadığım futbol olduğunu bana aktardılar. Ben de bu davranışların da etkisiyle Beşiktaş’a evet demekte zorluk yaşamadım. Artık benim kariyerimde yeni ve çok önemli bir sayfa açıldı. Ben Beşiktaş’ta her şeye yeniden başlıyorum. Çok çalışarak bana güvenenlerin bu inancını boşa çıkartmamaya çalışacağım.
“60’a Yakın Gol Attım”
Türkiye’deki kariyerim süresince çok başarılı olduğuma inanıyorum. Tam hatırlamıyorum ama 2,5 sene içerisinde 60’a yakın resmi gol attım.
“Yakın Zamanda Her Açıdan Üst Seviyede Olacağız”
Takımımız gün geçtikçe çok daha iyiye gidiyor. Üst düzeyde bir kaynaşma var ve büyük bir hızla da devam ediyor. Ben inanıyorum ki, yakın bir zamanda her açıdan üst seviyede bir ekip olacağız.
“Çok Yol Katettik”
Çalışmalara başladığımız günden bugüne çok yol katettiğimizi açık bir şekilde görüyorum. İlk maç olan Le Mans karşılaşması ile Nancy ile oynadığımız maç arasında büyük farklar ve gelişim var. Her iki maçı da izleyenler bu gelişmeyi açıkça göreceklerdir. Nancy maçındaki skor kimseyi aldatmasın, baştan sona kadar oyunun bütün hakimiyeti bizdeydi ve tempoyu biz istediğimiz gibi ayarladık. Çok pozisyona girmemize rağmen ben dahil bunları gole çeviremedik. Her açıdan hızla bir ekip olmanın gereklerini yerine getirdiğimize ve Galatasaray ile oynayacağımız Süper Kupa maçına kadar da tam anlamıyla hazır olacağımıza inanıyorum. Süper Kupa bizim için çok önemli bir başlangıç. Her maça olduğu gibi bu maça da kazanmak için çıkacağız.
“Başarı Kaçınılmaz”
Çok kaliteli oyunculardan kurulu derin bir kadroya sahibiz. Bu kadro yapısında kimin forma giyeceği çok da önemli değil. Çünkü kim forma giyerse giysin bu birliktelik ve arkadaşlık olduğu sürece başarının da kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
“Süper Lig’in En Büyük Favorisiyiz”
Çok çekişmeli bir lig olacak. Biz iyi bir grup ve iyi bir takımız. Şunu herkes bilsin ki, Süper Lig’in en büyük favorisi biziz.
“Egoist Değilim; Takımımın Başarısı Önemli”
Saha içerisinde kesinlikle egoist bir oyuncu değilim. Öyle olsam tabii ki her sene 25-30 gol atmak isterim. Ama benim inanışımda takımımın başarısı hep daha önce gelir. Takımımız’ın şampiyon olmaması durumunda atacağım 30 golün gerçekten benim için hiçbir anlamı yok. Yeter ki Beşiktaş başarılı ve şampiyon olsun. Benim gerçekten atacağım gollerin sayısının hiçbir önemi yok. İyi bir profesyonel olarak yüzde yüzle oynayarak elimden gelen her şeyi takımım için sahaya koyacağım. Tabii ki benim de kişisel hedeflerim var. Ama her zaman olduğu gibi yine bu bende saklı kalsın. Lig başlayınca herkes beni sahada görecek. Aslında ben sahada konuşmayı her şeye tercih ederim. Çünkü benim işim orası.
“Gerçek bir Beşiktaşlı Olmak İçin...”
Gerçek bir Beşiktaşlı olmak için Fenerbahçe’ye gol atmam gerektiğinin farkındayım. Oynadığım mevikiyi de dikkate alırsak bu benim zaten yaptığım en iyi iş. Ben gol atarak yaşayan bir futbolcuyum.
“Taraftarlarımıza Çok Büyük İş Düşüyor”
Sezona 3 kulvarda yarışarak başlayacağız. Bunların hepsinde de kafaya oynama istek ve arzusu içerisindeyiz. Bunu başarabilecek güce de sahibiz. Ama bu tip hedeflere adım adım koşmak en iyisidir. Örneğin, UEFA Kupası’nda ilk önce elemeyi geçerek gruba kalmak hedefindeyiz. Sonra daha ileri hareket etmeliyiz. UEFA Kupası’nda başarılı olmanın yolu kendi evimizdeki maçları kazanmaktan geçiyor. Burada biz futbolcuların yanı sıra taraftarlarımıza da çok büyük iş düşüyor. Bize verecekleri destekle bizim için çok özel olan BJK İnönü Stadı’nı rakipler için kaynayan bir kazana çevirmeleri lazım. Benim üstüne basa basa söylemek istediğim şey, ben daha önceden de bu seyircinin karşısında oynadığım için ne kadar etkili bir taraftara sahip olduğumuzu çok iyi biliyorum. Ve şunu söylemeliyim ki, bizim her zaman yanımızda olmaları ve sonuna kadar desteklerini hissettirmeleri başarılı olabilmemiz açısından çok önemli.
“Taraftarlarımız Beni Bağırlarına Bastı”
İlk kez Shakthar maçında BJK İnönü Stadı’nda Beşiktaş taraftarının karşısına çıktım ve çok mutlu oldum. Rakip bir takımdan transfer olmama rağmen beni çok iyi karşılayıp, adeta bağırlarına bastılar. Bana verdikleri bu desteğe ben de sahada oynayacağım iyi futbol ve atacağım gollerle en iyi şekilde teşekkür edeceğim.
“Tigana ile İlişkilerimiz Çok İyi”
Jean Tigana, çok profesyonel ve marka bir isim. Biz futbolculara çok arkadaşça yaklaşıyor ve futbolcunun dilinden çok iyi anlıyor. Takım içerisindeki oyuncuları nasıl kazanacağını ve nasıl motive ederek bizlerden en üst seviyede verim alacağını çok iyi biliyor. Biz futbolcular da kendisini çok seviyoruz. Aramızda çok iyi bir teknik adam-futbolcu ilişkisi var.
“Orta Sahadan Beslenmeye İhtiyacım Var”
Her forvet oyuncusu gibi tabii ki benim de pasa ihtiyacım var. Özellikle benim gibi 18 içi ve civarında oynamayı seven oyuncuların doğal olarak orta sahadan daha çok beslenmeye ihtiyacı var. Ama kısa bir süre olmasına rağmen Tigana’nın bu konularda çok değişik alternatifleri ve taktikleri olduğunu gördüm. Yani bu konuda herhangi bir problem yaşayacağımı düşünmüyorum.
“Kaybetmeyi Sevmem”
Aklınıza gelebilecek en ufak oyunda bile kaybetmeyi sevmem. Ben sahada son nefesime kadar kazanmak için her şeyimi veririm. Yeter ki taraftarlarımız hep bizim arkamızda olsun.
“Beşiktaş’a Transferim Kendi Tercihim”
Kleberson’u 2001 yılından beri tanıyorum. Brezilya’da kendisi ile karşılıklı olarak çok oynama fırsatı buldum. İstanbul’a geldikten sonra da ailecek görüşüyoruz ve çok iyi bir arkadaşlığımız var. Ama şunu üstüne basa basa söylüyorum ki, Beşiktaş’ı seçmemde kimsenin baskısı ya da telkini olmadı. Bu tamamıyla kendi tercihimdi. 2,5 senedir Türkiye’deyim ve artık bu ülkeyi deyim yerindeyse çok iyi tanıyorum ve Beşiktaş’a gelerek de en doğru kararı verdiğime inanıyorum.