"Kapıdan kovsalar bacadan girerim!"

Fenerbahçe’de 9 yaşındayken Minik Takım’a alınmasıyla başlayan bir serüven O’nunkisi. İnişli-çıkışları günleri oldu ama eksiklerini kapatmayı, kendine hep tecrübe katmasını bildi. Azmi ve kararlılığı, Fenerbahçe’de adım adım yükselmesini, A Milli Takım formasına kavuşmasını sağladı. Bundan iyisi de “Can” sağlığı! 22 yaşındaki genç oyuncumuz Can Arat’la her şeyi konuştuk. Fenerbahçe’nin yetiştirdiği Can, geleceğini de Fenerbahçe üzerine kuruyor. Onun sevdası bir başka güzel…
- Fenerbahçe ile nasıl yolların kesişti?
Babam çok iyi bir Fenerbahçe taraftarıydı. Her zaman takımına sahip çıkan, maçlarına giden bir taraftardı. Babamın Fenerbahçeliliği bana aşılamasından sonra ben 9 yaşındayken kendi elleriyle beni Fenerbahçe futbol altyapısına yazdırdı. Zaten ben daha da küçükken mutsuz olduğum zamanlar beni sevindirmek için bana Fenerbahçe forması, şortu ve koncunu alırdı. Bazen sabah uyandığımda yanı başımda bulurdum bu hediyeleri ve havalara uçardım.
- Futbol okuluna mı yazdırdı hemen seni?
Kayıt ettirmek istiyordu ama maddi nedenlerden dolayı biraz zorluk yaşamıştı. Annemin altınlarını bozdurup yazdırdı.
- İlk gününü hatırlıyor musun?
Hatırlamaz mıyım? Fenerbahçe marşı çalınmaya başladığı zaman hep birlikte toprak sahaya çıkardık, sıralanırdık. O yaşlarda tabi neyin ne olduğunu farkında değilsiniz. Bir çocuk gibi kendi eğlencenize bakıyorsunuz. Ben ilk başlarda santrfor oynuyordum. Hocamız eksik var diye sağ beke koydu beni. Sağ bek oynadıktan sonra lisanslar açıklanacaktı. Gidip baktım kadroya alınmışım. Daha bir hafta önce bağdaş kurmuş otururken düşünüyordum; acaba seçilebilecek miyim, acaba lisans çıkartacaklar mı bana, yarışmacı bir takımın üyesi olabilecek miyim diye.. Başlangıcım böyle oldu… İlhami Tek Hocamız vardı. Onun sayesinde ilk minik takıma başladım. Orda sağ bek oynadım yine ilk başlarda. Daha sonra minik takım 11 oyuncudan 7 oyuncuya düşünce stopere geçtim. Hatta ilk minik takıma girdiğim sene şampiyon olduk ki o formamı hala saklarım. O formam ayrıca bez formadır, bayağı eski bir formadır. Ve benim yaşadığım ilk şampiyonluğun bir simgesi olduğu için çok önemli. ( CAN ARAT’In ayrıntılı röportajı Fenerbahçe Dergisinde)