Sitemin ilk konugu kim olsun diye çok düsündüm. Kimi yapsam diger sevdiklerim alinabilirdi. Sonunda babam sayesinde bu zorluktan da siyrilacagimi düsündüm. Babam'a kimsenin itirazi olamazdi.. Iste ilk konugum Babam Osman KORKMAZ.
Profesyonel futbol yasantimda yillardir hep benimle röportaj yapildi...Evet dilim döndügünce anlattim. Ancak sitemizin basindan bölümünde benimle yapilan röportajlarin girislerinde okuyacaginiz gibi her röportajda hemen hemen ayni cümleler yer almak zorunda kaldi. Insan kendi çocuklugu ile ne kadar ani hatirlayabilir ki..
Oysa insanin en yakinlaridir, O'nun çocukluk yapisini ve anilarini bilen... Elbetteki benim en yakinimda ise her zaman bana destek olan annem ve babam oldu.. Bundan sonraki röportajlarimda hem size malzeme olmasi açisindan, hem de gerçekten benim bilmedigim bir takim çocukluk anilarimi ögrenmem için en yakinimdaki insan babam OSMAN KORKMAZ'i ilk konugum yapmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum.
Dedigim gibi bugüne kadar hep benimle röportajlar yapildi. Ama bu defa röportaji yapan ben olacagim. Ve ilk konugum olarak da, Bülent Korkmaz'i Türk futboluna kazandiran ve her zaman bana destek olan babam Osman Korkmaz ile konusacagiz.
Röportajin ciddiyeti açisindan sorulari resmi soracagim için hem babamdan hem de sizlerden pesinen özür diliyorum.
- Annem de sen de bana hala Cesur diye hitap ediyorsunuz. Bana hiç Bülent demediniz. Ama adimi nüfusa Bülent olarak yazdirmissiniz. Bu nasil oldu.
- Evet abin Recep'ten sonra ailenin ikinci erkek evladi olarak dünyaya geldiginde sana Cesur adini verdik. O dönemlerde Türkiye'de bir Karaoglan Ecevit rüzgari esiyordu. Nüfus memurluguna gittigimizde nüfus cüzdani için gerekli evraklari dolduran memur adini sordugunda Cesur dedik. Bir anlam verememis olacak ki yüzümüze bakti ve bir baska isim bekliyormus gibi durdu. Bizde dedigim gibi Karaoglan Ecevit rüzgari ile Bülent dedik. Yani Cesur Bülent seklinde çift isim olsun dedik. Ama bir de baktik ki memur nüfus cüzdanina sadece Bülent yazmis. Ama biz bu adi kendi ailemiz içinde hiç kullanmadik. Sana hep Cesur dedik..
- Üç erkek evlat yetistirmenin ne gibi zorluklari oldu. Futbolu hep okula tercih etmem sizi sinirlendiriyor muydu? Benim futbolcu olmami mi yoksa bir baska meslekte basarili olmami mi ister diniz?
- Sizler daha dünyada yokken biz Malatya'nin Pütürge ilçesinden Istanbul'a geldik. Sen Istanbul Edirnekapi'da dogdun. O dönemlerde Mert Tekstil adindaki firmamiz tekstil piyasasinin en büyük markalari arasindaydi. Daha sonra Mert dogdu ve adini firmamizin adi olan Mert'i koyduk. Maddi açidan durumumuz çok çok iyi oldugu için Edirnekapi'dan Florya'ya tasindik.. Ben sizleri yönlendirmek istemedim. Insanlarin en çok sevdikleri islerde basarili olacagini biliyordum. Sen de tam bir futbol hastasiydin. Futbolla yatip futbolla kalkiyordun. Ben de sendeki hirsi ve istegi görünce elimden geldikçe destek olmaya çalistim. Sonra Mert de seninle birlikte top pesinde kosmaya basladi.
- Peki oglun Bülent ve Mert Korkmaz'in bugünkü noktaya gelecegini düsünüyor muydun?
- Senin önünü açmak, destek olmak ve gerçekten güçlü dostlarimizdan da ricaci olarak iyi bir futbolcu olman için zemin hazirlamayi düsünüyordum. Bu duyguya nasil ve ne zaman kapildim onu da ilk defa anlatayim. Sen lider ruhlu bir çocuktun. Edirnekapi'da yaptiginiz maçlari takimlari hep sen organize ederdin. Belki hatirlarsin Tayfunspor diye bir takim kurmustunuz. Kirmizi Siyah formalariniz vardi. Bir turnuvaya katilmistiniz ve finale kalmistiniz. Final maçina kadar 29 gol attigini söylemistin. Ben de 'final maçina gelip seyredeyim' dedigimde siddetle karsi çikmis 'Istemiyorum, sakin gelme diger arkadaslarimin babasi gelmeyecek ki sen de gelesin' demistin. Zaten yaptigin her isi kendin basarmak isteyen bir yapidaydin. Bugüne kadar futbol noktasinda benden yardim talep ettigini hatirlamiyorum. Iste çocuklugunda da öyleydin. Neyse lafi uzatmayayim. Sen istememene ragmen ben final maçinizi seyredecektim. Edirnekapi surlarinin dibinde bir sahada oynayacaktiniz. Maç baslamadan bende sahaya geldim ama, surlarin üzerinden görünmeden seyretmeye basladim. Gerçekten çok iyi bir maç oluyordu ama skor hala 0-0 berabereydi. Rakibinizin bastirdigi dakikalarda orta sahadan kaleye baktin kaleci ileri çikmisti. Orta sahanin rakip yayi üzerinden öyle vurdun ki nefis bir gol oldu.. Tabi sizin takim müthis sevindi ve maçi siz 1-0 kazanarak sampiyon oldunuz sen de 30 golle gol krali oldun. Iste attigin o golden sonra kendi kendime " Bu çocuk büyük topçu olacak" dedim. Yanilmadim.. Beni yaniltmadin..
- Bunlari ilk defa duyuyorum.. Inanilmaz duygulandim simdi.. Tabi hatirladim o maçi ve orta sahadan attigim golü. Bende futbol hayatimda geçtigimiz sezon Diyarbakirspor'a orta sahadan attigim golü bir ilk olarak düsünüyordum. Oysa futbol yasantimda orta sahadan attigim ikinci golmüs bu.. Sag ol baba..
- Senin sözünü esirgemeyen , haksizliga tahammül edemeyen yapini bildigim için, benim maçlarimda dogabilecek her hangi bir olayda, üzüntü verecek sonuçlarla karsilasmamak için senin benim maçlarima gelmeni hiç istemedim. Ama Allah bilir bir çok maçima gizlice gelmissindir.
- Ne sandin. Mesela sampiyonluk turu attiginiz Yozgat maçi. O kadar yogundun ki sana ulasamadim. Ama sag olsun Arif'e ulastim. "Oglum bana bilet getir" dedim. Allah razi olsun evime kadar getirdi. Yozgat maçina geldim.. Tribünlerde taraftarin arasindaydim. Bu büyük gururu Ali Sami Yen'de yasamak istedim. Ama girdigin ikili mücadelede sakatlandiginda aci içinde kivrandiginda ve sahayi terk ettiginde bu yasli yüregin daha fazlasina dayanmayacagini anladim ve kupa törenini beklemeden stadi terk ettim..
-................
- Neyse dönelim yine eski günlere röportaji bozmayalim. Sonra, dedigim gibi Allah'a bin sükür ticari islerimizin son derece iyi olmasi sayesinde Edirnekapi'dan Florya'ya tasindik. Hesapsiz kitapsiz, hiç bir sey düsünmeden demek ki Takdir_i Ilahi dedikleri bu olsa gerek Galatasaray idman sahasinin yakininda bir ev aldik. Sen ve kardesin Mert saatlerce idman sahasinin yanindaki arsada top oynardiniz. Allah da biliyor ya aklimda Galatasaray kulübü yetkilileri ile konusup, hatri sayilir dostlarimizi da araya koyarak seni Galatasaray'a vermek geçiyordu ama hep zamana birakiyordum. Ama bana hiç gerek kalmadan yine kendi isini kendin hallettin.
Bir gün aksam geldigimde "Baba beni ve kardesimi Galatasaray'in alt yapi hocalari begendi. Galatasaray istiyor" dediginde en az sizin kadar sevindim ama benim yapimi bilirsin biraz sert bir babaydim. Duygularimi disa vurmamaya çalistim. Ama sizin gibi bende o gece sabaha kadar uyuyamamistim.. Yalniz sunu itiraf edeyim. Senin çok iyi bir futbolcu olacagini adim gibi biliyordum. Ama Mert'in bu kadar basarili bir futbolcu olacagi aklimin ucundan geçmezdi. Mert arada kaynadi. Sanki piyangodan çikti. Senin için futbolcu olman noktasinda en azindan içimde bir destek vardi ama Mert içimden bile destek almadan futbolcu oldu.
- Peki Bülent ve Mert Korkmaz'in babalari olmanin (Tabi futbolcu olarak diyorum yoksa abim Receple hepimiz her zaman gurur duyduk) senin açindan avantaj ve dezavantajlari neler..
- Galatasaray ve milli takim formasini giyen iki Türk gencinin, Avrupa kupalarinda mücadele eden iki takimimiz Galatasaray ve Gaziantepspor'un kaptanlarinin babasi olmak gururlarin ve mutluluklarin en büyügü olsa gerek. Böylesine basarili ve isimleri ile özdeslesmis iki futbolcu evladin babasi olmak elbette her zaman her yerde avantaj. Övgü dolu cümleler, sizlerin hayranlarinizin sevgi dolu davranis ve ilgileri, yine sizlerin basarilari ile sevinen gururlanan akraba ve yakinlarimizin candan tebrikleri beni ve annemizi mutlu eden güzellikler. Ancak zorluklari da yok degil. Mesela karsilastigim yasli genç, çocuk, bayan erkek ayrimi olmaksizin sizin imzali fotografinizi benden istiyorlar. Yakin dostlarim maçlara bilet istiyor. Forma isteyenlerin haddi hesabi yok..
Mesela çok sevdigim bir dostumun oglu hastalik derecesinde Galatasaray ve senin hayraninmis.. Fotograflarini odasinin duvarlarina asiyormus. O dostum Yozgat maçi öncesi "Ne olur Osman amca Bülent'in Sampiyonluk maçindan sonra teri ile islattigi formasini bize getir. Benim ve oglumun hayatta bundan baska büyük istegi ve arzusu olmaz' dedi. Oysa ben seni 14 ayda 14 kere ya gördüm ya görmedim. Belki çocuklarinda öyle.. Iki günde bir maç.. O dostuma dilim döndügümce anlattim ama insanlar sanki ben onlari bastan saviyormusum gibi düsünüyorlardir düsüncesi beni gerçekten üzüyor. Mert için de Malatyali dostlarim Malatyaspor formasi, bileti için ayni taleplerde bulunuyorlar. Iste bu talepleri karsilayamamak ve insanlarin hakkimda farkli düsünceler tasiyabilecekleri beni çok üzüyor ama yapacak bir sey yok.. Bilmiyorlar ki ben maç bileti için ogluma ulasamadim ve Arif'ten aldim.. Yani avantajlari ve gururu büyük oldugu kadar yasanan sikintilar ve üzüntüler de var.
- Valla ne diyebilirim ki.. Türkiye ligi, Sampiyonlar ligi, Türkiye kupasi, kamplar, iki üç günde bir maç. Kaptan oldugum için yogun toplantilar.. Tabi tüm yakin dostlarim gibi seninde bana istedigin zaman ulasamaman beni üzüyor ama bu da bizim hayatimizin bir parçasi..
- Elbette sizler birer nefersiniz. Milli forma altinda ve yabanci takimlara karsi birer nefer gibi çarpisacaksiniz. Çarpisiyorsunuz da.. Sizler futbolcu olarak Türk toplumunun gururu ve prestiji için çalisiyorsunuz. Çolugunuzu, çocugunuzu günlerdir göremiyorsunuz. Istemeden bizleri bile ziyaret edemiyorsunuz. ama sizin gibi vatan görevi yapan binlerce asker annesi, babasi ayni durumda.. Insallah bu onurlu görev sona erdiginde sizlere olan özlemimiz de biter diye düsünüyorum.
- Çok duygu yüklü bir röportaj oluyor, ziyaretçilerimizi de üzmeyelim. Maalesef profesyonel futbolcularin kaderi bu. Dedigin gibi bizlerin Avrupa maçlarina bambaska duygu ve motivasyonla çikmamizin en büyük sebebi de ifade ettigin duygu yogunlugu içinde olmamiz. Konuyu degistirelim.. Çocuklugumla ilgili aklinda kalan anilardan bir kaçini anlatabilir misin?
- (Gülüyor) Ani çoook. Hele sen olunca daha da çook. Hem dik kafali, hem onurluydun.. Hem yardimsever, hem kavgada en önde durandin.. Lider ruhluydun ve arkadaslarini düsünürdün. Mesela bir gün maç oynamissiniz. Maçtan sonra üç bes arkadasinla mahalle bakkalina götürmüssün arkadaslarini ve bakkala sadece el ve yüz ifadelerinle "Ekmek arasi bir seyler yap" demissin. Tabi bakkal da para istemis, sen "Sonra" demissin sert bir ifadeyle ama bakkal para alamayinca yapmamis. Mahallede de birbirine yakin iki bakkal vardi. Sen arkadaslarinla disari çikmissin yolun ortasinda dikilmissiniz, size ekmek arasi vermeyen bakkala gelen müsterileri çevirerek "Bu bakkaldan alis veris yapmayin öteki bakkala gidin" diye tehditvari engellemissin. Size ekmek arasi vermeyen bakkal seni bana sikayet etmisti...
- Haa haah acaba o bakkal duruyor mu? Gidip özür dilemek lazim.. Hakki geçmesin.. Baska var mi
- Olmaz mi. O kadar kabina sigmaz bir çocuktun ki tam 21 defa cam kirmistin. Öyle ki mahalledeki camcinin en iyi müsterisi biz olmustuk. Bir aksam eve geldigimde, sen camin kenarinda oturuyordun. Ben de tabi o zamanlar size karsi daha serttim. Sert bir ifade ile birazda espri olsun diye "Bugün cam kiramadin mi" diye sordum. Yüzüme baktin hirsla kafani önünde oturdugun cama vurdun ve cam tuz buz oldu.. Sonra da "Kirdim iste" dedin..
- Evet evet hatirliyorum.. Bana en çok sorulan soru çocuklugunla ilgili bir ani var mi sorusu oldugu için, beni sevenlerin bu tür anilari daha çok merak ettiklerini saniyorum. Bunun için son bir tane daha anlatabilir misin?
- Tamam. Aç susuz kalirdin ama tatlisiz yapamazdin. Hala da öylesin. tatliyi çok seviyordun. Senin yüzünden annen evde ne kadar seker varsa saklardi. Gece yataktan kalkar buzdolabinda tatli adina ne varsa silip süpürürdün. Bir gün pasta almistim. Hep birlikte bir kaç dilim yemistik. Kalani için annene "Hanim bundan bir dilim buzdolabina koy. Bülent gece onu yer. Ama pastayi dolaba koyma. Balkonda divanin alti serin oraya sakla" dedim. Sabah kalktik tahmin ettigimiz gibi dolaptaki pastayi gece götürmüssün. Sonra divanin altindaki pastayi alalim dedik, bir de baktik ki pastanin yerinde yeller esiyor. Nasil kokusunu almissan bulmussun yemissin bos tepsisi duruyor. Annenle hem hayret ettik, hem de güldük.. Bu aniyi zaten biliyorsundur ama bilmeyenlerle paylasmak istedim.
- Çok sag ol baba.. Tesekkür ederim.
- Sen de sag ol oglum. Gözlerinden öperim.. Allah'a emanet ol. �
Tarih: 13/05/2002 12:21:07