Orjinal Mesajı Yazan: KyoKusanagi
Bu konu gerçekten benim canımı sıktı. Kardeşimin "Vatandaşlık Bilgisi" adlı kitabına bakıyorum (Sayfa 30 İla 60 Arası). İnsanların "Kültürel Hakları"ndan söz ediliyor, ve "Kültürler Haklarının" yaşanması yönünde şeyler deniliyor. "Atatürk" ün bu konuda (Yani Her Topluluk Kendi Dilini Konuşabilir Türünden Şeyler Diyordu Yanılmyorsam) Yani sevgili "Oktay" senin belirttiğin bu sözle; "Biz Balkanları niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun tek bir sebebi vardır; bu da İslâv araştırma cemiyetlerinin kurduğu dil kurumlarıdır. Bizim içimizdeki insanların millî bilinçlerini uyandırdığı zaman, biz Balkanlarda Trakya hudutlarına çekildik." Çelişen bir açıklama, aslında "Atatürk" e mal edilipte o kadar çelişkili şeyler var ki... Benim fikrime gelince Üst kimlik "TÜRKLÜK" alt kimlik Kürtlük, Çerkezlik vs... diye olmalı Kürtçe TV kanalları olmalı (Gerçi Mümkün Ama Bi Türlü Açılamıyor Ve Eminimki Bunlar Geçici Şeyler Çünkü Kürtçe Dil Kursların Nasılki Açılıp İlgisizlikten Kapandıysa Bunlarda Öyle Olacaktır. Çünkü Ezilmişliğin, Horgörülmüşlüğün Verdiği Bir Acı Var Ve Bu Acıyı Bu Şekilde Unutmak, Yaralarını Sarmak İstiyorlar.) Ayrıca "Federasyon" dan bahsetmişsin. "Yok Canım Daha Neler?" madem öyle 85 yıldır bölünmedide şimdimi bölünecek. 85 yıldır bu "Halk" bu dili konuşuyor, ve bütün baskılara rağmen kendi "Kültür"lerini yaşıyorlar ve yaşamayada devam edecekler. "Herşey eskisi gibi değil artık."
Atatürk’e mal edilen fakat gerçek Atatürkçülükle çelişen pek çok şey olduğu maalesef doğru. Bunların başında da din düşmanlığı, sosyalizm, etnik milliyetçilik ve AB gibi konular geliyor. Fakat bunların şuan ki konuyla ilgisi yok.
Aşağıdaki konuda Atatürk’ün bu sözünün kaynağı var:
http://www.soccercenter.net/index.php?sayfa=Forum/KonuGoster&forumkonuid=51087
Bana göre Atatürk’ün bu sözü söylediği kesin. Çünkü kaynak gerçekten çok sağlam. Ama sen “Atatürk bunu söylemiş olabilir ama ben onunla aynı fikirde değilim” diye düşünüyorsan, saygı duyarım. Fakat ben Atatürk’ün bu sözünden almamız gereken çok önemli bir tarih dersi olduğuna inanıyorum.
“Ayrıca "Federasyon" dan bahsetmişsin. "Yok Canım Daha Neler?" madem öyle 85 yıldır bölünmedide şimdimi bölünecek” diyorsun fakat bazı gerçekleri göz ardı ediyorsun. Güneydoğu coğrafyasından bugüne kadar on binlerle ifade edilebilecek sayıda isyancı çıkmadı mı? Bunlar devlete kurşun atıp, hayatlarını ulusal bütünlüğümüzü bölmeye adamadılar mı? Ve ne yazık ki bölge halkının bir kısmı bu ihanete destek vermedi mi? Herhalde hiçbir şey Kürtçe kadar bölgede Kürtlük bilincinin gelişmesini ve ihanetin artmasını sağlayamaz.
Orjinal Mesajı Yazan: Overkill
Türkiye halkına Türk Milleti denir. Ben bunu öncedende söylemiştim hatta İtalya'daki Sicilyalılara İtalyan, Birleşik Devletler'deki Afrikalılara Amerikalı, dendiğindende bahsetmiştim. Ona ek olarak Bulgaristan'daki Türklere Bulgar dendiğinide ekleyeyim. Fakat sonuçta onların kendilerine ait kültürleri vardır.
Eğer biz Kürtlere kendi kültürlerini yaşama hakkı vermezsek Amerikalıların, Amerikan yerlilerine yaptığı kültür soykırımını bizde yapmış olmazmıyız. Veya düşünün ki burası Türkiye değil, Kürdiye veya Kürdistan. Biz Türklerde burada %17'lik bir azınlığız. Hükümet bize Türkçe'yi yasaklıyor ve Kürtçe konuşacaksınız diyor. Kürt gelenek göreneklerine göre yetişeceksiniz diyor. Burada eğer birimiz buna razı olacağını söylüyorsa kesinlikle yalan söylüyordur.
Evet bizim Türk milleti olarak kendi dilimizin farkında olmalıyız ve onu geliştirmeliyiz. Atatürk bunu bir çok kez söyledi hatta ölüm döşeğinde zar zor konuşurken bile TDK'nın çalışmalara devam etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yeni kurulmuş bir ülke olmamızdan dolayı azınlıkların kopması tehlikesi vardı. Buna karşılık Atatürk'ün bu konuda hassas davranması gayet normal. Fakat ben asla Atatürk'ün Amerika'nın yerlilere yaptığı kültür soykırımını bizde Kürtlere yapalım, Amerikalılar nasıl yerlilerin dillerini yok ettiyse bizde Kürtçe'yi yok edelim anlamına gelecek sözler söyleyeceğine inanmıyorum. Atatürk'ün Türkiye'deki azınlıkların haklarına ne kadar önem verdiğini hepimiz biliyoruz.
Fakat maalesef şöylede birşey var. Öyle yada böyle bu ülkede bir kürt sorunu var. (Bir kısım bunun başına sözde getirilerek sıyrılmaya çalışılıyor. Ne yazıktır ki bu ülkede neyin başına sözde geliyorsa o daha sonra ülkenin başına bela oluyor) Nasıl türban sorunu nedeniyle türban siyasi bir simge haline geldiyse ve Türkiye'nin laik yapısına bir tehdit olsuysa Kürtçe'de kürt sorunu nedeniyle siyasi bir simge olmuş ve üniter yapıya bir tehdit olmuştur. Ve dolayısıyla kurunun yanında yaş da yanmıştır.
Yanılmıyorsam Kutlukan Perker'e ait olan newroz-nevruz tartışması üzerine yapılmış bir karikatürden bahsedeyim; Bir grup sosyetik insan doğum günü kutlamaktadır ve doğal olarak pankart ingilizcedir, Happy Birthday x kişisi şeklinde. Ve polis dile saldırıdan dolayı partiyi basar. Sözün özü odur ki Kürtçe'ye o kadar taktık ki ülkede İngilizce'nin nasıl Türkçe'nin yerini aldığını göremedik. Özel'i bırakın devlet bile kendini ingilizceye bıraktı. Geçenlerde Beşiktaş'ta bir durağın yanında "belediyemiz şunu yaptı, şöyle güzel çalıştı" konulu bir panonun altında imza İstanbul Metropolitan Municipality yazıyor. Dedim n'oluyor; Britanya'nın sömürgesi mi olduk yoksa metal fırtına gerçek olduda ABD bizi işgal mi etti.
Yani bir ara Utkufatma'nında burada dikkat çektiği ve kimsenin tınmadığı(konu sayfa sayfa sürdü o doğru ama nasıl sürdü) gibi madem Atatürk'ün dil hakkındaki görüşlerine önem veriyoruz, azınlıklara gürlemek yerine yabancı dillerin Türkçe'yi yok etmesine engel olmalıyız..
Konuya iyi niyetle yaklaşmanı takdir ediyorum. Fakat gerçekler karşısında gözlerimizi kapayamayız.
Atatürk’ün azınlıklar konusuna nasıl yaklaştığını biliyoruz. Atatürk’ün yaklaşımına göre Türkiye’de azınlık yoktur. Çünkü herkes eşittir. Türk milleti, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkıdır. Ve her Türk kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Ona göre Türk demek Türkçe demektir.
Atatürk’ün Türkçe konuşulması yönündeki hassasiyetinin sadece ülkenin önemli bir bölünme tehlikesi altında olmasına bağlamak çok yanlış olur.
Atatürk Türkçe konuşulması hakkında 1931 senesinde şunları söylüyordu:
Milliyetin çok belirgin vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.