**EFSANA SONA GELDİ**
Kelebek gibi uçamıyor
Dünya boksunun yaşayan efsanesi Muhammed Ali, parkinson hastalığı yüzünden yatağa mahkum oldu. Kızı Leyla, babasının gözü önünde, her geçen gün biraz daha solduğunu söyledi
Boksun yaşayan efsanesi Muhammed Ali'nin, pençesine düştüğü parkinson hastalığının ilerlemesi nedeniyle "kaçınılmaz son"a yaklaştığı ileri sürüldü.
Ali'nin kendisi gibi boksör olan kızı Laila Ali, National Enquirer gazetesinde yer alan röportajında babasının gözlerinin önünde her geçen gün biraz daha solmasının dayanılmaz bir acı olduğunu söyledi. Laila, "Onunla benim yaşımdayken nasıl olduğunu konuşmak istiyorum, ama ne yazık ki bunu yapamıyorum" ifadelerini kullandı.
Ringlerde kendi deyimiyle "kelebek gibi uçup, arı gibi sokarak" Dünya profesyonel ağır sıklet şampiyonluğunu üç kez kazanan ve sıradışı kişiliğiyle tarihteki en ünlü sporculardan biri olan Ali'nin hareketlerinin iyice zorlaştığı, titremesinin ilerlediği ve konuşmakta güçlük çektiği öğrenildi. Muhammed Ali'nin sözcüsü Craig Bankley, 63 yaşındaki boksörün sırt ve boyun bölgesindeki rahatsızlıklar nedeniyle fizik tedavi gördüğünü ve bu tamamlandığında yeniden toplum içine çıkacağını söyledi.
'En büyük benim'
Tüm zamanların en başarılı sporcuları arasında yer alan ve "Yüzyılın Sporcusu" seçilen Muhammed Ali, hep "En büyük benim" dediği boks kariyerinde 61 maçın 56'sını kazandı, 37'sinde rakiplerini nakavt etti. Ali, toplam beş kez yenildi ve bunlardan sadece birinde (Larry Holmes 1980) nakavt oldu. Üç kez ağır sıklet şampiyonluğuna ulaşan Ali, unvanını 19 maçta korumayı başardı. Müslümanlığı seçmeden önce Cassius Clay adıyla 1960 Roma Olimpiyatı'nda altın kazanan Ali, ülkesine dönüşünde memleketi Louisville'de siyah olduğu için bir restorana alınmayınca, madalyasını Ohio nehrine attı. Olimpiyat meşalesini ateşlediği 1996 Atlanta'da yeni yaptırılan madalyasına kavuştu. 1965'te ilk ağır sıklet şampiyonluğunu kazandığı maçtan sonra müslüman olduğunu açıklaması büyük yankı uyandırdı. Ali, askerliğe gitmeyi reddettiği için kariyerine ara vermek zorunda kaldı. Özellikle George Foreman ve Joe Frazier'a karşı yaptığı maçlar boks tarihine geçti. 20 yıllık kariyerine 1980'de nokta koydu. 1982'de parkinson hastalığına yakalandı. 2000'de BM Barış Elçisi oldu. Dört kez evlenen Ali'nin 7'si kız 9 çocuğu var.
Başkan Bush'tan madalya
Muhammed Ali'ye, ABD'nin en büyük sivil nişanı olan "Başkanlık Özgürlük Madalyası" verilecek. Ünlü boksör, 9 Kasım'da Beyaz Saray'da yapılacak törene katılabildiği taktirde diğer 11 kişiyle birlikte ödülünü, Başkan George Bush'un elinden alacak. Ali'nın eşi Lonnie Ali de boksörün doğum yeri Louisville'de 75 milyon dolara mal olan, hatıra eşyalardan oluşan müzenin yer aldığı ve dünya barışına adadığı "Muhammed Ali Merkezi"nin 21 Kasım'da açılacağını açıkladı.
**Bayramda kazalarda artış: 33 ölü**
Bayram trafiğiyle birlikte kazalar arttı. Tatilin başladığı çarşamba günü öğleden bu yana, trafik kazalarında 33 kişi öldü, 193 kişi yaralandı.
Tatilin ilk günü olan arife günü, yollar bayramlaşmak için yakınlarına gidenlerle dolunca trafik kazalarında da artış oldu.
Son olarak Afyon, Gaziantep, Nevşehir, Bolu, Antalya, Hatay ve Kahramanmaraş'ta 9 kişi trafik kazasında öldü. 28 kişi de yaralandı.
Antalya'nın Akseki ilçesinde, tur otobüsünün şarampole yuvarlanması sonucu bir turist öldü, çoğu turist 34 kişi de yaralandı.
Bu kazalarla bayram tatilinde şu ana kadar ölenlerin sayısı 33'e yaralıların sayısı da 193'e yükseldi.
**Alo... Vuruldum hakkınızı helal edin...**
Uludere’de teröristlerle çatışırken yaralanan Jandarma Er Oğuz Parparoğlu, şehit olmadan önce babasını cep telefonuyla arayıp, ‘Alo... Baba ben vuruldum, şehit olacağım. Hakkınızı helal edin’ dedi. Ardından, yere düşen cep telefonundan silah sesleri duyuldu...
ŞIRNAK’ın Uludere İlçesi’nde teröristlerle çıkan çatışmada vurulan 21 yaşındaki Jandarma Er Oğuz Parparoğlu, son nefesini vermeden önce cep telefonuyla babasını arayıp, ‘Alo baba ben vuruldum, şehit olacağım, hakkınızı helal edin’ dedi. Vedat Parparoğlu, konuşması bitmeden oğlunun cep telefonunun yere düştüğünü, ardından silah sesleri duyduğunu söyledi.
5 ARKADAŞIYLA
10 gün önce 15 gün izin kullandıktan sonra Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne dönen Jandarma Er Oğuz Parparoğlu, bayrama 3 gün kala teröristlerin kurduğu pusuda, 5 arkadaşıyla şehit düştü. Pazartesi günü bayram yoğunluğu nedeniyle çorap atölyesinde eşiyle beraber geç saatlere kadar çalışan Vedat Parparoğlu, oğlunun vurulduktan hemen sonra cep telefonuyla kendisini aradığını söyledi. Parparoğlu, oğluyla son konuşmasını şöyle anlattı:
‘Annesiyle gün boyu oğlumuzdan konuşmuştuk. Saat 22.30 sıralarında işyerindeyken telefonum çaldı. Arayan oğlumdu. Titreyen sesiyle ‘Alo, Baba, arkadaşlarımın hepsi şehit oldu. Ben de vuruldum. Vücudumu hissetmiyorum. Ben de şehit olacağım, hakkınızı helal edin. Annem üzülmesin’ dedikten sonra telefonun yere düştüğünü hissettim. Ardından da peş peşe silah sesi geldi.’
Oğlunun söylediklerinden sonra şoka girdiğini, kısa süre eşine hiçbir şey söyleyemediğini kaydeden Vedat Parparoğlu, şunları ekledi: ‘Daha sonra durumu eşime ve çocuklarıma söyledim. O gece sabaha kadar haber bekledik. Aradığı telefona ulaşmaya çalıştık. Ama olmadı. Biz ona ölümü yakıştıramadığımız için yaralı haberini bekliyorduk. Ertesi gün Türk Silahlı Kuvvetleri’nden gelip acı haberi bize bildirdiler.’
Şırnak’ın Uludere İlçesi’nde teröristlerle çıkan çatışmada, terhisine 3 ay kala şehit olan Jandarma Er Oğuz Parparoğlu dün Levent Camii’ndeki törenin ardından toprağa verildi. Törene şehidin ailesinin yanı sıra Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Ethem Erdağı, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanı Koramiral Emin Murat Bilgel, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Eşref Uğur Yiğit ve askeri yetkililer katıldı.
DEDE: SON OLSUN
Oğuz Parparoğlu’nun dedesi İbrahim Parparoğlu ise ‘Oğlumuz vatana feda olsun. Ama yetkililere sesleniyorum; başka anneler, babalar ağlamasın. Bu son olsun’ diye feryat etti. Şehit Parparoğlu’nun Türk Bayrağı’na sarılı naaşı, öğleyin kılınan cenaze namazının ardından bir süre eller üzerinde taşındıktan sonra top arabasına koyuldu. Parparoğlu’nun cenazesi, daha sonra Edirnekapı Şehitliği’nde defnedildi.
Anneme söyleyin üzülmesin
Şehit Oğuz Parparoğlu için düzenlenen cenaze töreninde annesi Hatice, babası Vedat, kız kardeşleri Filiz ve Elif Parparoğlu ile yakınları gözyaşlarını tutamadı. Şehit Oğuz Parparoğlu son sözlerinde, ‘Annem üzülmesin’ demişti ama kızlarıyla birlikte oğlunun fotoğrafına sarılan Hatice hanımın gözyaşları sel oldu.
(Kaynak : Hürriyet gazetesi)
**El Kaide füzeleri Türkiye’de kayıp**
CBS televizyonu, El Kaide’nin 4 füzesinden ikisinin Türkiye’ye getirildiğini, ancak füzelerin izinin Türkiye’de kaybedildiğini bildirdi.
Fransız istihbaratına dayanan habere göre El Kaide, bir süre önce Çeçenistan’daki militanlardan Rus yapımı 4 adet Sam füzesi satın aldı. Bu füzelerden ikisinin Paris Charles de Gaulle Havaalanı’ndan iniş ya da kalkış yapan uçaklara karşı kullanılmasını planlayan teröristler, füzeleri kaçak olarak Türkiye’ye kadar getirdiler. Ancak füzelerin izi Türkiye’de kaybedildi. Fransız istihbaratı, bilginin iki ayrı ülkede gözaltında olan iki el kaide militanınca doğrulandığını kaydetti. Fransızlara göre Irak’ı terör eğitim alanına çeviren El Kaide, şimdi Irak’ta ettiği militanlarını Avrupa’daki terör eylemlerine hazırlıyor.
**Cezaevlerinin 'nüfusu' azaldı**
Türkiye'deki cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı, 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle 54 bin 842 olarak tespit edildi
Alınan bilgiye göre, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 1970-2005 yılları arasında cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayılarını belirledi
İstatistiklere göre, cezaevlerinde 2004 yılında 26 bin 10'u tutuklu ve 31 bin 920'si de hükümlü olmak üzere toplam 57 bin 930 bin kişi bulunurken, bu yılın Ekim ayında bu sayı 54 bin 842'ye indi.
Yetkililer, cezaevlerindeki tutuklu veya hükümlü sayısındaki azalmayı, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a bağladı.
Verilere göre, 36 yıllık süreçte 1974 yılı cezaevlerinin en rahat nefes aldığı yıl olurken, 1981'de ise cezaevlerinde yer kalmadı.
1974 yılında cezaevlerinde 24 bin 860 tutuklu ve hükümlü bulunurken, 1981'de bu sayı 79 bin 786'ya çıktı.
Yetkililer, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının azaldığı yılların özellikle af çıkarılan dönemlere denk geldiğine dikkat çekti. Türkiye'de 1970-2005 yılları arasında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sayıları şöyle:
YIL HÜKÜMLÜ TUTUKLU TOPLAM
---- ------- ------- ------
1970 30.119 26.392 56.511
1971 33.416 28.042 61.458
1972 36.140 28.749 64.889
1973 33.722 27.246 60.968
1974 5.442 19.418 24.860
1975 14.276 23.340 37.616
1976 19.881 24.450 44.331
1977 22.632 27.752 50.384
1978 25.212 29.430 54.642
1979 22.417 30.236 52.653
1980 31.241 38.931 70.172
1981 42.446 37.340 79.786
1982 44.650 33.551 78.201
1983 45.144 31.114 76.258
1984 46.370 26.694 73.064
1985 45.388 25.842 71.230
1986 30.786 21.364 52.150
1987 31.315 19.484 50.799
1988 33.078 18.592 51.670
1989 29.407 17.597 47.004
1990 29.373 16.233 45.606
1991 11.047 15.804 26.851
1992 12.823 18.659 31.482
1993 15.147 19.658 34.805
1994 16.881 22.050 38.931
1995 22.008 24.083 46.091
1996 26.979 23.904 50.883
1997 36.334 24.272 60.606
1998 35.886 24.505 60.391
1999 44.131 23.450 67.581
2000 24.855 24.657 49.512
2001 27.541 28.068 55.609
2002 30.637 28.550 59.187
2003 32.715 31.581 64.296
2004 26.010 31.920 57.930
2005 26.460 28.382 54.842 (Eylül)
**Eyüp'te taksi şoförü ölü bulundu**
Eyüp'te bir taksici, aracının içinde başından vurularak öldürülmüş halde bulundu
Gece saatlerinde müşteri götüren bir taksici, Alibeyköy Eski Baraj Yolu'nda, Serkan Köse'nin (23) kullandığı 34 TAE 30 plakalı taksinin yol üzerinde farları açık durduğunu görünce aracı kontrol etti. Serkan Köse'nin kanlar içinde olduğunu gören bu taksici, durumu cep telefonuyla Köse'nin bağlı bulunduğu Kasımpaşa'daki Çiçek Taksi Durağı'nı bildirdi.
Duraktakilerin bildirmesinin ardından olay yerine gelen polislerce yapılan incelemede, Köse'nin henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce tabancayla başından vurularak öldürüldüğü belirlendi.
Polis yetkilileri, bir süre önce aynı bölgede yine bir taksicinin öldürüldüğünü kaydederek, Serkan Köse'nin de aynı kişilerce gasp edilmek amacıyla öldürülmüş olabileceğini bildirdiler.
TAKSİCİLERİN TEPKİSİ
Bu arada, yedek şoför olduğu için sürekli çalışmadığı ve küçük bir çocuğu bulunduğu öğrenilen Köse'nin öldürüldüğünü duyarak olay yerine gelen eşi ile kardeşi, gözyaşlarını tutamadı.
Köse'nin bazı meslektaşları da olaya tepki gösterip faillerin bir an önce yakalanmasını isteyerek, “Bayram günü bu insana kıyanlar, insan olamaz. Bu olaylar artık önlensin. Aracımıza binen kişilerin nasıl biri olduğunu nereden bilelim. Bu tür olayların olmaması için polisler belirli noktalarda, özellikle gece saatlerinde ve tehlikeli bölgelerde araçlarımızı durdurarak müşterileri arasın, incelesin” dediler
**Pakistan'da gemi battı: 60 ölü**
Pakistan'da bir geminin battığı ve gemideki 60 kişinin boğulduğu bildirildi. Deniz Kuvvetleri yetkilisi Teğmen Salman Ali, haddinden fazla yolcu alan geminin İndus nehrinde battığını, kazada 60 yolcunun boğulduğunu söyledi.
Ali, liman kenti Karaçi'nin 70 kilometre doğusundaki kaza bölgesi Tatta'ya dalış ve kurtarma ekipleri gönderdiklerini ifade etti. Karaçi'den bir yetkili ise, kaza sırasında gemide 80 kişinin bulunduğunu ve kazanın nedeninin araştırıldığını söyledi.
**Askeri araç mayına çarptı: Bir asker yaralı**
Tunceli'de askeri aracın mayına çarpması sonucu bir uzman çavuş ağır yaralandı.
Tunceli merkeze bağlı Sütlüce köyü yakınlarında operasyon yapan güvenlik güçlerinin bulunduğu araç PKK’lılarca yola döşenen mayına çarptı. Olayda bir uzman çavuş ağır yaralandı.
Güvenlik güçlerinin bölgedeki operasyonları devam ediyor.
Diyarbakır’da da mayınlı saldırı
Diyarbakır’ın Körmik mezrası yakınlarında teröristlerce yola döşenen mayın da dün, askeri araçların geçişi sırasında uzaktan kumanda ile patlatıldı.
Patlama sonucu bir uzman çavuş ile bir er yaralandı. Diyarbakır Asker Hastanesi’ne kaldırılan askerlerin durumunun iyi olduğu belirtildi.
Güvenlik güçleri PKK’lı teröristleri yakalamak için operasyonlarına devam ediyor.
**Türkiye Müslüman dünyasında yalnız**
Medeniyetler çatışması tezinin sahibi ABD’li siyaset bilimci Huntington, AB üyesi bir Türkiye’nin Avrupa ile İslam dünyası arasında köprü olamayacağını savundu. Huntington, ‘Çünkü Türkiye Müslüman dünyasında çok yalnız’ dedi.
MEDENİYETLER çatışması tezini ortaya atan Amerikalı siyaset bilimci Samuel Huntington, ‘Türkiye Müslüman dünyasında çok yalnız’ dedi. Huntington, Almanya’da yayınlanan Frankfurter Allgemeine Zeitung’a yaptığı açıklamada yeni bir tartışmaya daha imza attı. Türkiye’nin Müslüman dünyasında yalnız, bir anlamda izole olduğunu iddia eden Huntington, gazetenin sorularını şöyle yanıtladı:
Müslüman Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği, Hıristiyan mirası nedeniyle Avrupa kimliğinin bozulması anlamına gelir mi, burada laik bir ülke söz konusu olsa bile?
Her halükárda Avrupa kimliğini değiştirir. Eğer Avrupalılar kimliklerini kültürel ve tarihi bakımdan değil de, daha geniş anlamda, örneğin toplumsal ve siyasi bakımdan tanımlamak istiyorlarsa, o zaman mesele olmaz. Fakat Avrupa o zaman, tarihi bakımdan sahip olduğu anlamını kaybedecektir.
Türkiye’nin AB üyeliği meselesinde stratejik mülahazalar var. ABD Yönetimi bile güvenlik politikasına dayalı nedenlerle üyeliği destekliyor. Avrupalı bir Türkiye, İslam’a uzanan mükemmel bir köprü olmaz mıydı?
Buna bir saniye bile inanmam. Türkiye Müslüman dünyasında çok yalnızdır. Uzun süreden beri Arap ülkeleriyle çok çelişkili bir ilişkisi vardır. Türkiye’nin üyeliğinin nasıl olup da -Türkiye’nin kendisi dışında- başka yerlere uzanan bir köprü olacağını anlamıyorum