Goller Şükür’den bereketi Allah’tan Emrivaki bir maç!
Hani oynayın da aradan çıksın gibilerden…
Nerde görülmüş öğlen ikide maç oynansın!
İyi ki Galatasaray yendi, aksi olsa dedikodusu çok olurdu…
Gerets’in uğuru sakatlık!
Takımın yarısı sakat. Ayhan müzmin olanı, Hasan Şaş ve Sabri…
Bunlar da Galatasaray’ın orta sahasındaki en önemli isimleri…
Buna rağmen Gerets yine yoktan var etmeye devam ederek sahaya maçı alacak takımı sürebiliyor. Belki de sahaya “Şablon” sürüyor. Çünkü Gerets’in takımı belli. İlk 11 iyi sonrası sorun…
Kaleci Mondragon demirbaşa kayıtlı!
Geri dörtlü aile fotoğrafı gibi bazen sağ başta duran sıladakiyle yer değiştiriyor,
Ortada bir tek emniyet supabı var; Saidou… Teklerse Gerets yandı!
Yanında bazen biri var, bazen öteki, işte o çok önemli değil.
İlerisi Mohaç Meydan muharebesinde ovaya yayılan cengaverler! Dört koldan saldırıyorlar; Heinz, Necati, Ümit Karan, Hakan Şükür.
İşte şablon bu!
Tabii riskli. Yedeği yok, ya da yetersiz… Ama Gerets çaresizliğin getirdiği cesaretle rakibin üzerine gidiyor hep!
Sakatlıklar Gerets’in uğuru dedim; çünkü Kayseri Erciyesspor ile oynarken öyle bir anda rakibin en büyük kozu Cesar sakatlandı ki Gerets ve Galatasaray rahatladı. Yoksa yorgunluğun, sıcağın, temponun arttığı bir anda Cesar çok iş yapardı.
Goller Hakan’dan, Hakan nerde?
Futbol bir acayip oyun. Hakan da bu işin sırrını çözmüş, kale önünde bitiveriyor “tık” vuruş gooool!
Sonrası… Sonrası yok, gol en büyük ilaç, her ağrıyı kesiyor. Baş, diş, adale…
Necati en göze batan oyuncu, topla iyi hamleler yapıyor, rakibi geçiyor, kaleye sokuluyor ama kaçırdığı kafa golü “dam üstünde saksağan!” Hakan’ın attığı ilk golde payı büyük.
Ümit Karan çok çalıştı ama etkisi azdı, ona yapılan bariz hareketi hakem umursamadı hayret! Heinz saha etüdü yapan mühendis gibi top dikip nirengi alıyor. Varlığı yokluğu sonuca bağlı…
Son dakikada atılan gol geçen yılın rövanşı gibiydi… Galatasaray’ın en önemli özelliği maçı hiç bırakmaması, müacadele gücü çok yüksek, azmi çok boyutlu, arzulu ve inatçı…
Futbolu aynı oranda değil, çok top kaybediyor. Çok sayıda forvetle oynaması rakibi bunaltıyor ve Galatasaray da bunu mecburen kullanıyor çünkü orta sahada vakit kaybetmeden gol yollarına gitmek istiyor, bu da aynı Daum’un taktiği. Belli ki Gerets’in elinde orta sahayı besleyecek adamı yok, onun için de kestirmeden gole gidiyor. Bu taktik şimdiye kadar söktü, ama Türkiye’de… Yışarıda zor, hatta imkansız. Yaşadık bunu!...
Oyuna sonradan girenler Galatasaray’ı kurtaracak güçte değiller… Ergün, Altan ve Sasa Iliç göz boyamaca… Yani Gerets çaresiz… Elindekiler bunlar!
Defans zorlanıyor
Song balta gibiydi… Yaptığı hareketler kırmızı kartlıktı. Hakem vermedi. Atılan golün akabinde yenen golde Tomas’la beraber hatası .büyüktü. Gerets defans göbeğinin kontrollü oynamasıyla başarıya gidiyor Song ve Tomas her zaman iyi olmalı, dün sallandılar…
K. Erciyesspor’un Uğur’u ne işe yarar?
Erciyesspor Lig’e renk getirdi, düne kadar namağluptu… Dün sallasa yıkabiliceği bir rakibi varken oyunu geveledi…Mustafa Uğur Hocam sen ne yaptın anlamadım! Eğer oyunu sırf Julio Cesar’ın üstüne yıkıyorsan yazık!... Cesar çıktı takımın göçtü, hem fizik hem moral olarak göçtün… Oysa elindeki kadro mükemmel, Niye Cenk’i de dışarı aldın? Niye takımın geri çekildi? Niye korktun kendi sahanda?
Elinde Die diye bir fırtına var. Demek o da olmasa takımın duracak… Mutlaka tedbirini al, iki kişiyle bu iş olmaz, Golü yedikten sonra Cenk’le öne geçiyorsun ve sen bunu görmezden geliyorsun. Galibiyeti düşünseydin, yakalardın. En azından maçın hakkı beraberlikti.
Onu da elinizden Mondragon aldı!
Helal sana Mondragon karşı karşıyalarda harikasın, Burak da çok acemi topu biraz daha sola çekse topla beraber girerdi kaleye…
İşte büyük takım oymak. Galatasaray güçlü Erciyesspor’u ismi ve Hakan Şükür’üyle yendi.
Hani helalinden…
Heee bu işin şansı yok!
Galatasaray 90+dakikalarda bile galibiyeti kovalıyor…
Fenerbahçe yorgunmuş, hay Allah!
Mazeret üretmekte birinciyiz!
Daum da aynı şeyi söylüyor… 6 oyuncum milli maçlardan geldi… Yorgundular…
Peki Bay Daum, hiç uyumadan taa Kolombiya’dan uçakla maç saatine hem de öğle vakti yetişen Mondragon sizin bu kafanıza göre nasıl kurtardı Galatasaray’ı. Hem de büyük refleksle hem de o uzun yolculuğun yorgunluğu üzerindeyken…
Milli maç dolayısıyle lige ara verilmesi de bir başka bahane olarak gösteriliyor güzel oynamayan takımlar için… Tuhaf şey!...
ASLA ve ASLA aynı fikirde değilim
Kofti mazeretlerden sıyrıldığımız an doğruyu bulacağız.
Fenerbahçe güzel oynadı. Elinden geleni yaptı. Dünya futbolcuları haftada iki maç yaparken, deplasmanla her tarafa giderken şikayet etmiyorlar da bizimkiler mi hanım evladı!
Türkiye’ye gelen oyuncular seçmece “pamuk bebek” mi?
Geçiniz…
Ankaragücü çok iyi oynadı hem de deplasmanda…
İşin gerçek yönü bu! Fenerbahçe rakipsiz oynamadı ki… Ankaragücü Fenerbahçe’ye karşı akıllı ve tedbirli oynadı, yetenekli oyuncuları ile gole gitti. İzleyin; Umut büyük aşama içinde… Bu çocuk gole dönük bir adam, çok genç. Bir eksiği var süratle gidermesi gerek; çok ağır, hareketlenmeli, çabuk olmalı, hızlı düşünmeli, yoksa topla alış-verişi çok iyi…
Ankaragücü sahayı iyi kullanan takım, enerjik oyuncuları var, kalecileri Orkun iyi, defansı becerili Fenerbahçe forvetlerine rağmen iyi savunma yaptı… Tabii bu rakip karşısında Fenerbahçe zorlanacak!
Alex, Anelka yetiyor…
Fenerbahçe forvetleri çok becerili. Atılan ilk gol keyif verici… Güzel bir paslaşma ve akıl oyunu ile, Nobra topun üzerinden atlıyor arkadan gelen Luciano’ya öyle bir koridor açılıyor ki…. Oluk gibi. Gol işte böyle atılırsa güzel.
Doğan Koloğlu benim Yeşildirek’te hocamdı, o zaman Yeşildirek üç büyüklerin korkulu rüyasıydı… Şöyle derdi;
“En güzel gol, bireysel hata ile atılan gol değildir. En güzel gol, rakibini defansındaki bir çok oyuncuyu açık düşüren akıl ürünü pozisyondur.”
İşte Fenerbahçe Ankaragücü’ne ilk golü böyle attı! Luciano geriden gelerek katkıyı ve emeği çoğalttı.
Umut’un golü de öyleydi, hazırlanan pozisyonu çabuk algıladı ve akıl dolu bir gol attı!
Anelka çizgi film gibi
Top Anelka’ya geldi mi çizgi film seyreder gibi oluyorum. Rakibini geçeceği kesin, bir an duraklar gibi oluyor sonra vites büyütüyor ondan sonra vınnn… Hani çizgi filmlerde olur ya… Koşmaya hazırlanan adam önce yerinde bir patinaj çeker, sonrasında yuvarlak bir toz bulutu kalkar ya arkasından, işte öyle!... Yakalamak mümkün değil. Devireceksin! Nitekim öyle oldu. Adamı budadılar!...
Anelka havalandı yere penaltı olarak düştü
Biri kolundan çekti öteki bodoslamadan girdi, Anelka havalandı yere penaltı olarak düştü!
Kim itiraz ederse yanar!
Alex desen penaltı kurgu bilimcisi
Penaltıyı Alex attı ve top santraya kondu.
Şimdi kim diyebilir ki Fenerbahçe iyi değildi.
Galatasaray’ın da Fenerbahçe’nin de karşılarında organize olmuş iki ekip vardı, ona rağmen ikisi de maçı kazanmasını bildi…
Yarış böyle devam edecek gibi…
“Schalke’yi düşündüler” lafı, gaftır!
Bu hafta Schalke maçı var. Esas iyi oyun orada olmalı. Ankaragücü’nü aşmak bir şey değil…
Schalke’yi yenen Fener, Avrupa’da da kalifiye olur.
“Ankaragücü maçında futbolcuların kafasında Schalke maçı vardı” lafını da şiddetle protesto ediyorum. Bunlar palavra! Olur mu öyle şey, futbolcu çıktığı maçı düşünür ve oyuna konsantre olur, eğer öyle oyuncular varsa onlar da zaten büyük takımlarda oynayamazlar!.. Bu kadar!
Lütfen alaturkalığı bırakalım.
Osman TANBURACI