Güneş'i balçıkla sıvamaya uğraşıyoruz. Yani ben Beşiktaş camiasında sezonun başından beri kiminle konuştuysam: Rıza Çalımbay'ın bu işi götüreceğine inanan yok. 'Götürür veya götürmez' demiyorum. Bir hocaya inanılmıyorsa o hocanın başarılı olması mümkün değil. 'Hocaya inanılacak' birinci madde bu. Doktora inanmazsan iyileşemezsin. O doktor dünyanın en gelişmiş tıp tekniklerini de uygulasa, eğer inanmıyorsan iyileşmezsin. Beşiktaş'ta Rıza'ya inanan yok. Futbolcular arasında da yok, camiada da yok. Rıza, Del Bosque apar topar görevden alınınca geçici olarak göreve getirildi ve iyi bir hoca arayışlarına başlandı. Bu arada Rıza başarılı sonuçlar alınca "Devam etsin" dendi. Bunun böyle olduğunu herkes biliyor. Türkiye'deki yanlış burada. Kendilerini yeterince kanıtlamadan büyük takımların başına geliyorlar ve darmadağın oluyorlar. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş'ın başına geldiğin zaman sapasağlam geleceksin, kapı gibi geleceksin. Elinde belgelerin olacak. Kim ne derse desin Rıza, Beşiktaş'ın başına gökten zembille indi. Gökten zembille geldiğin zaman da kimse sana inanmıyor. İnanmayınca da başarı zor oluyor. Rıza'nın, Anadolu'da bir devrim yaparak İstanbul'a gelmesi gerekirdi. Bunu yapmadan İstanbul'a gelenler perişan oluyor. _Çalımbay hakkında güven bunalımı yaşanırken, başkan Demirören, "Del Bosque'yi erken gönderdim" dedi. Bu itiraf için doğru bir zaman mıydı? Demirören'in konuşmalarını artık ben ciddiye almıyorum. Yani Beşiktaş'ın başında Yıldırım Demirören'in başkan olarak bulunmasını bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Rıza ne kadar güven vermiyorsa, Demirören de o kadar güven vermiyor. Beşiktaş iyi yönetilmiyor.