Bugünkü kaz dağının bulunduğu bölgenin çok yakınında bi köyde bi baba ile kızı yaşarlarmış...kızın babası sık sık şehir merkezine iner tarlada yetiştirilenleri satarmış tabi o zamanlar ulaşım zor olduğu için her gidişinde 1 hafta falan orda kalırmış..yine böyle birgün kız evde yalnızken kapı çalar ve yakındaki tarlalardan birinde ırgat olarak çalışan bir genci görür karşısında..genç bi tas su istediğini evinin çok uzak olduğunu ve ırgat olarak çalıştığını söyler kız tabii hemen suyu verir ve eğer isterse öğle yemeğide hazırlayabileceğini söyler çocuk sevinir yemeği yer..bu arada kız kaz yetiştirmekte bütün gün onlara çobanlık etmektedir...bu olay sürüp gider çocuk işi bitene kadar her gün orda yemek yer..tabii köylü bu duruma hoş bakmaz...kızın babası gelince "kızın eve adam aldı o kız hamiledir onu bu köyden kovmazsan köyün besi bereketi kaçacak derler adam çaresiz kızını önce döver sonra dağa götürüp kazlarıyla birlikte bırakır...aradan bir yıl geçer adam eğer kızım o zaman hamileyse şimdi doğurmuş olmalı der ve yanına gitmeye karar verir ..gider..kızı ordadır ama ne çocuk ne bişey..ortalıkla çam ağacından başka hiçbişey yok..yiyecek hatta içecek su bile...kız babasının elini öper..baba sorar hani çocuk.."baba der kız ben sana hamile olmadığımı o çocuğada sadece su ve yemek verdiğimi aramızda bişey olmadığını söylemiştim..adam pişman olur kızım sen bir yıldır ne yedin ne içtin kazların sayısı aynı ortalarda su yok der...kız acıkıp susamadığını söyler ..baba şaşırır ve beraber gitmek ister..kızına hadi gidelim namaz vaktide geldi der köylüye ben anlatırım herşeyi der..kız su bulabileceğini söyleyip elinde testiyi bi savurur ve çanakkale boğazının sularına kadar uzatır..babası suyu alır ve kızının ermiş olduğunu görür...kızını iftir ettikleri için "eyy kaz dağı köylüleri toprağınız çorak kızlarınız çolak olsun der....ve şu anda bile o civarda çok fazla çolak kız çocuğu doğduğu söylenir.