Aşağıdaki yazı Kürşat BAŞAR'a aitmiş. Bir başka kaynaktan aktarıyorum:
Ne zaman soykırım iddiaları ortaya atılsa aynı şeyi söylerim. Biz soykırım yapamayız. Yapmış da olamayız. Neden mi? Çünkü soykırım
sistemli bir olay. Bizim bünyemize aykırı. Anlatayım, görün.
Örneğin Naziler... 6 milyon Yahudiyi,
Çingeneyi, solcuyu, eşcinseli, aykırı insanı yoketmek için inanılmaz bir düzenek kurulmuş. Bu insanlar önce tek tek fişlenmiş. Bulundukları yerler işaretlenmiş.Şecereleri çıkartılmış. Adresleri belirlenmiş. Evlerinden alınmışlar. bir araya getirilip bir başka yere sonra başkasına nakledilmişler.
Bunlar için özel kamplar yapılmış. Trenler tahsis edilmiş.
Buralara gönderilmişler, değerli eşyaları ayrılmış, altın dişleri sökülmüş, saçları kesilmiş, üniforma giydirilmiş, kamplara konulmuşlar. Sonra bu insanlar kamplarda çalıştırılmışlar. Gaz odaları, fırınlar yapılmış. Mühendisler, bilimadamları çalışmış. En kolay, en ucuz şekilde bunları yoketmenin yollarını bulmuşlar. Binlerce insan, binlerce subay, asker, polis, görevli, gönüllü hep beraber yıllarca bunun için inanılmaz bir sistem ve hiyerarşi içinde çalışmış.
En küçük bir aksama olmaması için SS teşkilatı deliler gibi çaba harcamış.Kimse, 'biz ne yapıyoruz,' diye sormamış.
Böyle bir sistemi biz, bırakın bir azınlığı yoketmeyi, kendimizi kurtarmak için bile kuramayız. Bir kere bizde bu boyutta bir organizasyon yapılamaz. Yapılsa yıllar
boyu devam edemez. Biz merhametli milletiz. Öyle yukarıdan emir geldi diye çoluğu çocuğu gaz odalarına yollayacak birkaç manyak çıksa da binlerce manyak birarada bunu yapamaz. Zaten torpil olayı devreye girer hemen. 'Yahu şu geçen aile bizim komşu, bunları idare ediverelim,' demeye başladık mı fırına girecek kimse kalmaz.
Hadi diyelim getirdin insanları fırının önüne. Başındaki görevli, 'iki
kişi için fırını yakamam, bekleyin hepsini getirin, öyle...'
demeyecek mi? Ayrıca bizde böyle delinin biri milleti
yoketmeye karar verdi diye her dediğini yapacak bu kadar adam bulunmaz.Mutlaka itiraz ederiz biz. İmparatorluk zamanında bile böyle bir sistem
kurulamadı memlekette. Bize öyle tiranmış, diktatörmüş, sökmez
bunlar.
Askeri darbe yapan Kenan Evren bile bütün gücüne rağmen kapı kapı
gezip 'vallahi ben aslında diktatör değilim, durum çok fenaydı, mecburen
darbe yaptık, biraz işleri yoluna koyalım meraklısı değiliz, gidip
salatalık ekeceğiz,' şeklinde konuşmalar yapıyordu. Yine de milletin
gözüne giremedi, ayrı. Memleketin en ciddi, en sıkı, en
sistemli yeri neresi diye sorsak herkes askeriye diye cevap verir. Gittik askerlik yaptık, gördük. Orada bile hemşerisini bulan işini yürütüyor, araziye uyuyordu.
Bizim yapabildiğimiz en büyük katliam, belediyelerin, arada bir, üç tane zavallı titreyen köpeği itlaf etme konusundaki acınası çabasından ibarettir.
Onu da yakalayalım derken zabıta kendi telef olur.
Kürşat BAŞAR