__________________
PIERRE LOTİ
"Türk asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüksek soyluluk ona, tabiatın hediyesidir. Sadelik içinde balagatı, zarif bir durgunluk içinde duygulu bir hayatiyeti ve parıltılı bir hayat içinde kibar bir hakikat hissettiren tek varlık Türklerdir. Şark hülya ve efsaneler alemidir. Türk, o rengarenk alemin gözüdür, dilidir, ışığıdır ve yaşayan gerçeğidir."
__________________________________________________ __________________
Komutan PRINCE EUGENE
"Şimdi, Theisis uyu, büyük zaferimizin şanlı hikayesini Donue'a (Tuna) götürüyor. Fakat Haşmetpenah ! itiraf etmeğe mecburum:
Türkler, taşıdıkları parlak şöhrete layık bir biçimde döğüştüler. Türk'e yakışır bir feragatle ve celâdetle çarpışa çarpışa öldüler.
Onların sönüşü, pırıltılarda göz kamaştırdıktan sonra sönen şimşekleri andırıyor. Karşımızdan, ağır ağır kaybolan bir ışık kütlesi gibi, beyaz bir eriyişle çekildiler, görünmez oldular. Onların galibiyetleri gibi mağlubiyetleri de şanlı ve ibretli"
__________________________________________________ __________________
İORGA (ROMEN)
"Türk ülkesinin hiç bir tarafında halktan üstün sayılabilecek beylerle asilzadelerden oluşan hiç bir yüksek tabaka yahut zadeğan sınıf mevcut değildir. İşte bundan dolayı etle kemikten ve sinirle kandan ibaret bütün canlu mahluklar hep aynı veziyettedir (eşittir) ve dünyanın her yerinde olduğu gibi vahşi hayvanlar bile nasıl secaat ve cesaretleriyle ayrılırlarsa, Türkiye'de de insanlar arasında ancak o kadar Türk gösterilebilir."
__________________________________________________ __________________
POSTEL
"Yeryüzündeki en ilahi disiplin Türk askerlerindedir."
__________________________________________________ __________________
LEON CAHON
"Türk hakanının gece uyumaması ve gündüz dinlenmemesi yanlız fakir tebasını besleyip giydirmek için değildir; O, Türkün şöhreti ve milletinin şanı ve şerefi için gece gündüz çalışmış ve çarpışmıştır. Mısır firavunu, İran şahı ve yahut Asur hükümdarı kendi sahısları uğruna yahut ilahlarının kudretini göstermek amacıyla milletlerini yok ettiği halde, Türk hakanı milletinin hüsn-i şöhretinden başka birşey düşünmemiştir."
__________________________________________________ __________________
ARAP ALİMİ CAHİZ
"Türkler yaltaklanma, yaldızlı sözler, münafıklık, kovuculuk, yapmacık, yerme, riya, dostlarına karşı kibir, arkadaşalarına karşı fenalık, bi'dat nedir bilmezler. Çeşitli fikirler onları bozmamıştır.
Türkler pek namuslu insanlardır."
__________________________________________________ __________________
DU LOIR
"Hiç süphesiz ki ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek variyettedir."
__________________________________________________ __________________
ADOLF HİTLER
Birinci Dünya savaşında savaşa katılan Binbaş Hitler, silah arkadaşı Türk askerlerinin mertliğine, cesurluğuna ve arkadaşlığına hiç unutamamış. Hitler, Almanya'nın Balkanları tümüyle alması Türkiye'yi işgal etmesine karşı çıkarak "Orada benim ordularımın yarısını kaybederim" ve daha sonra Doğu Türkistanlılar, Boşnaklar, Arnavutlar gibi, Alman askerine katılmasına hoş gören Hitler "Bütün Türkler benim ordularıma katılsınlar, büyük katkı sağlasınlar" demişti. Daha çok bir şey söylediği şeyler vardır. Bulursam yazarım.
__________________________________________________ __________________
CAMPENELLA
"Güneş ülkeyi yeryüzünde bulmak mümkün mü?.. Fikir hürriyetine, vicdan hürriyetine, lisan hürriyetine ilişmeyen Türklerin varlığı hiç olmazsa yarın böyle bir ülkenin var olacağını bana hissettiriyor. Madem ki düşünceyi zindana koymayan, hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet, o cesur ve adil Türkler vard...
Üzerinde yalnız hakikatın, adaletin vehürriyetin hüküm sürdüğü bir GÜNEŞ ÜLKE - CİVİTAS SOLIS, yarın neden vücut bulmasın?...
__________________________________________________ __________________
CHARLES ROYAN (Plevne'de Gazi Osman Paşa emrinde hizmet görmüş ve sonradan general hütbesine kadar yükselmiş Avusturalyalı bir Dr. General)
"Allah - Allah! nidalarıyla ve yiğit yüreklerindeki imanın kudreti ile Rus süngüleri üzerine öyle atılışları vardı ki, İngiltere tarihinde gördüğümüz kahramanlardan hiçbiri bu Türk askerlerinden fazla şecaat göstermiş olamazdı.
Silah arkadaşım olmuşş bu insanların sahip bulundukları yüksek nâmus ve şeref duygularını, engin şecaat ve sadakatlerini, üstün vatanseverliklerini gönlümde gururla muhafaza etmekteyim."
__________________________________________________ __________________
General TAVSHEND (Birinci Dünya Savaşında Irak Cephesi komutanı iken Türk ordusuna yenilerek esir düşmüş İngiliz Generali)
"Avrupa'da hiçbir asker yoktur ki, (Bu sözlerimin altını çiziyorum), savunmakta Türklerle kıyaslanabilsin. Örnek olarak Çanakkale'yi göstermek isterim. Orada, bizim gemi ateşlerimizle büyük kayıplara uğramış olan kıtalar Türk olmasalardı yerlerinde kalamaz ve derhal değiştilirlerdi. Oysa Türkler tüm savaş boyunca siperlerinden ayrılmadılar.
__________________________________________________ __________________
General HAMİLTON (Çanakkale'ye taarruz eden müttefik orduların Başkomutanı)
"Çok cesur savaşan ve iyi sevk ve idare edilen Türk Ordusu karşısında bulunuyoruz..."
__________________________________________________ __________________
Lord CASEY (1967-71 arasında Avrustralya Genel Valisi ve Çanakkale'de savaşmış bir Anzak)
"... Bizler o Yarımada'dan kahraman Türk Milletine duyduğumuz takdirle ayrılmışızdır... Sonuç olarak belirtmek isterim ki, sizler kahraman olduğu kadar insan ve uygar bir milletin evlatlarısınız...
__________________________________________________ __________________
General Liman von SANDERS (Çanakkale'de 5'nci Türk Ordusuna komuta etmiş Alman Generali)
Çanakkale'yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır.
Çelikten, mânevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı işte şu gösterişten uzak, mütevekkil ve sâkin Anadolu çocuğunun kendisi idi!...
Tarih kitaplarında Türkler hakkında yazılı olanlar, hatta onlarla savaşanların anlattıkları gerçekleri ifadeden acizdir. Mutluluk Türklerle aynı safta savaşmaktır. Bu şerefi ömrümün sonuna kadar taşıyacağım.
Taş üzerinde yatıyor, Güneşe, fırtınalara, soğuğa, yağmura karşı korunmasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla arslanlar gibi döğüşüyorlardı. Bu ne sessiz, gösterişsiz bir yurt sevgisi idi!...
Allah adını yürekten tekrarlayarak saldırganın üzerine atılıyorlardı.
Düşmanları da onlara hayrandı.
Yıllar süren silah arkadaşlığımız döneminde, kendisini öldürmeye, yurdunu elinden almaya gelenlere karşı hiçbir gaddarlıklarını görmedim. Yaralı düşmanlarını sırtlarında siperlerine getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman, yedeği bulunmayan gömleklerini yırtarak onları sarıyorlardı...