Sezai Karakoç adlı şairin yazdığı bu şiirin çok ilginç bir hikayesi var paylaşmak istedim..
"Sezai Karakoç
lisedeyken bir okul arkadaşına sevdalanır.. Fakat kendisini yakışıklı
bulmadığı için ona bir türlü açılamaz.. Bir gün cesaretini toplayıp
aşkını Muazzez Hanım' a arzeder..Fakat reddedilince çok üzülür.. Neyse
okullar tatil olur..Muazzez hanım Geyve' de yazlıkta kalmaya
başlar..Sezai Karakoç ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan
olarak çalışmaya başlar..Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini
seyreder..ona şiirler yazar..Mona Roza şiirinin her kıtasının baş
harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar..Neyse gel
zaman git zaman..okul biter ve mezuniyet töreni yapılır..Mezuniyet
törenindeyse Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur..Muazzez Akkaya ise
tam karşısındadır.Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar..Herkes
bir daha okuması için ısrar eder..ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri
ard arda okur.Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına
gelir..ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar..Sezai
Karakoç kesinlikle hayır cevabı verince Muazzez Hanım bayılır.Ertesi
gün ise Muazzez Hanım' ın intihar ettiği duyulur..Sezai Karakoç çok
pişman olur..Şair hala evlenmemiştir.
"
Şiir ise Şöyle
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları
Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten
Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller
**Mona Roza / Sezai Karakoç**