1999 yılı, günlerden 16 Ağustos'u 17'sine bağlayan gece.. Türkiye'de yaşayan hiç kimsenin unutamayacağı bir felaketti 17 Ağustos depremi. Binlerce, on binlerce yaralanan, sakat kalan, hayata gözlerini yuman insanlar.. Daha da acısı, arkada bıraktığı annesiz çocuklar, kocasız eşler, ve daha nicesi. 17 Ağustos onlarca ders çıkarılması gereken, faturası ise kaderinde 17 Ağustos'ta ölüm yazılı olan kişilere kesilmiş bir ibret vesikasıdır Türkiye için.
Şu ana kadar bir filmde veya herhangi eğlence sektöründe ana tema olarak işlenmeyen 17 Ağustos felaketi yeni bir oyun yapım takımı Delve Interactive tarafından oyun olarak ekranlara getirilecek. 17 Ağustos gibi hassas bir konuyu işlediklerinden dolayı yapımcı da doğal olarak konu anlatımında ve hikayede ince eleyip sık dokuyor, büyük bir titizlikle senaryoyu hazırlıyorlar:
Değindiğimiz konu çok hassas bir konu, ama bundan kaçıp saklanarak kurtulamayız ve her an yeni bir deprem olabilir. Her şeye iyi tarafından bakıp bazı şeylerden kaçarsak aynı facia yeniden yaşanabilir. Bu yüzden biz, "depremi unutma, unutturma" sloganından yola çıktık; kimse depremi unutmasın ki bir daha böyle bir facia olmasın! Uzak doğu ülkelerinde de deprem oluyor ama nerdeyse hiç kayıp olmuyor, oysa biz de sağlam yapıtlarda yaşasaydık, müteahhitler sağlam binalar yapsaydı böyle büyük bir facia hiç yaşanmayabilirdi...
Her ne kadar oyunda 17 Ağustos'ta gelişen olaylar konu alınsa da aslında oyun bir polisiye macera oyunu. Oyunun 17 Ağustos'la olan tek bağlantısı ise depremden sonraki yıllarda ortaya çıkan bir katilin her yıl seçtiği bir kurbanı canlı olarak tabuta koyup gömmesi. 17 Ağustos depreminde pek çok yakınını kaybeden Kenan, hayattaki tek dayanağı eşi Bahar'la beraber mutlu bir yaşam sürerken Bahar'ın kaçırılması haberiyle tüm dünyası sarsılır. Kaçıran ne fidye istemekte, ne Bahar'la evlenmek istemekte, ne de Kenan'a eziyet etmek peşindedir; o tam anlamıyla bir psikopattır. 17 Ağustos depreminden bu yana birtakım insanları kendine kurban seçen ve onları canlı canlı tabuta gören bu manyakla olan maceramızı bir de yapımcısından dinleyelim:
Oyun, 17 Ağustos depremi sonrası yakınlarını kaybeden Kenan'ın birkaç yıl sonra karısının ortadan kaybolmasını konu alıyor. Bu depremden sonra ortaya çıkan bir katil her yıl 17 Ağustos tarihinde bazı insanları canlı olarak tabutlara koyuyor ve onlar o tabutların içinde onları bilinmedik yerlerde ayinlerle gömüyor. En azından şu an için onun katil olduğunu söyleyebiliriz; ama bu bir Azrail ya da cin gibi insan olmayan bir şey de olabilir. Şimdilik senaryo hakkında fazla bilgi vermek istemiyoruz, çünkü oyuncunun kendisini oyuna kaptırıp "acaba ne olacak bundan sonra" deyip meraklanmasını, devamlı şaşırmasını istiyoruz. Böylece oyundan kopmayacaklardır. Deprem konunsa gelince, deprem sadece oyunun başında oluyor ve depremle bir katil doğuyor. Çok titiz bir şekilde kurbanlarını seçip temizliyor. İnsanları üzmemek için depreme fazla değinmedik, hatta açılış videosunda bile bunu çok kısa tutuyoruz... Bu bir polisiye gerilim oyunu tarzında sonuçta.
Bu tarz bir oyun yapmak, önceden de belirttiğim gibi hassas bir konu olduğundan her yapımcının harcı değildir. 2 boyutlu flash oyunlarla işe başlayan yapım takımının başındaki isim Yasin Gülderen oyunun yapım hikayesini şöyle anlatıyor:
Evime bilgisayarın ilk girdiği andan itibaren bu işle ilgilenmeye başladım. İlk önceleri tabi işin ne kadar zor olduğunu bilmediğimizden bazı hayal kırıklıkları ve zaman kayıpları yaşamaştık :) Ama sonra yılmayıp bu işlerin nasıl yapıldığını başarılı bir oyun yapımcısından öğrendik ve işin en başından başlayarak eğlencelik bazı Flash 2D Action/Adventure türü oyunlar yaptık. Sonra kendimi geliştirerek daha büyük projelerle ilgilenmeye başladım ve bir tane Worms tarzı bir oyun yaptım, ama macerayı ve gerilimi sevmem beni 17 Ağustos'a yöneltti.
17 Ağustos, 2004'ün Mart ayında başlanan bir proje aslında. Ancak yazın alınan bir kararla mekanlar yeniden tasarlandı ve senaryo tekrar elden geçirilerek yeni bir konsept oluşturuldu. Oyuncuyu içine çeken, kendisini bir filmin başrol oyuncusuymuş hissini verdiren bir oyun yapmak istedik ve oynadığımız bir çok macera oyunundan edindiğimiz bilgi ve birikimi güzel bir Türkçe macera oyunu yaparak Türk oyun severlere sunmak istedik. Böylece 17 Ağustos doğdu.
Oynanış olarak 17 Ağustos, diğer bildik tanıdık macera konseptinin üzerine yeni soslar katan bir oyun olacak. Bir macera oyununda bulunması farz olan bulmacalar elbette ki 17 Ağustos'ta da karşımıza çıkacaklar. Broken Sword 2'deki gibi oyuncuyu ağlatacak derece zor bulmacalardan kaçınıldığı gibi oyunda 3 yaşındaki birinin çözebileceği bulmacalar da yer almıyor. Ve yapımcının söylediğine göre bu bulmacalar, Runaway'deki gibi ruj kutusunun içine barut doldurup kurşun elde etmek gibi saçmalıkta sınır tanımayan bulmacalar da olmayacak. Bulmacaların yanı sıra 3 boyutlu arka planların render edilmesiyle elde edilen görüntülerden oluşan 17 Ağustos, durağan bir oyun dünyasına sahip olacak. Bu başta kulağa itici gibi gelse de pek çok macera klasiğinin bu yöntemi kullandığını belirtelim; tıpkı Myst gibi..
Oyunun yapısını Myst, Dark Fall, Byzantine gibi oyunlara benzetebiliriz. Bu türde yapılmış çok fazla oyun var. Bu tür oyunları ülkemizde pek sevmeyenler olabilir ama bunun nedeni de oyunun tamamen ipuçlarına, bulmacalara dayanması ve yüksek yabancı dil gereksinimi. Ancak konuştuğunuz dilde olan bu tür bir oyun oyuncuya çok keyifli zamanlar geçirecektir. Bir örnek vermek gerekirse; diyelim ki bir gazete var ve bu gazetedeki bir ipucunu yakalamanız gerekiyor. Gazete tamamen Türkçe iken bunu fark etmek çok zor olmayacaktır.
Bulmacalara değinmek gerekirse, her macera oyununda olduğu gibi 17 Ağustos'ta da bulmacalar olacak. Bu bulmacalar oyunun akışına göre ilerleyen, sadece mantık bulmacaları olacaktır. Bulmacalar ne çok zor, ne de kolay olacak. Aslında bu oynayan kişiye göre de değişebilir.
Oynanma süresi ise tabii ki 15-20 dk gibi kısa olmayacak :) Oynayan kişinin hiç takılmadan yoluna devam ederek 2-3 saatte bitirebileceğini tahmin ediyorum. Oyunun bir seri olup olmayacağını ise bitiren kişiler anlayacaklar. (Olc: içimden bir his bunun bir seri olacağını söylüyor)
Hem text bazlı, hem de seslendirmeli olarak hazırlanan karakter konuşmalarında da yapımcı diğer alanlarda olduğu gibi titiz çalışmaya özen gösteriyor. Seslendirmenin en büyük etkisi de şüphesiz ki karakterlerin derinliğinde görülecek:
Oyunumuzun ana karakteri Kenan, 17 Ağustos depreminde İstanbul'da olduğundan pek fazla etkilenmemiştir, ancak Gölcük'te yaşayan anne-babasını kaybeder. Aradan yıllar sonra kardeşinin Amerika'da okuması yüzünden çok yalnız kalan Kenan, bir aile kurmak için sevgilisi Bahar'la evlenir ve çok geçmeden pembe hayallerle hayatını birleştirdiği hayat arkadaşı ortadan kaybolur..
Bahar: Kenan'la evlenip mutlu bir şekilde yaşarken 17 Ağustos tarihinde kaçırılmıştır.
Yasin: Kenan'ın kardeşidir ve Amerika'da okumaktadır. Onun oyundaki rolü oyunun gidişatını bir hayli etkileyeceğinden onun oyundaki rolünü açıklamak yerine oynarken öğrenmenizi istiyoruz. (Olc: Buradan da görülebileceği üzere oyunun bir kısmı Amerika'da da geçiyor olacak)
Katil: Katil de depremde birçok yakınını kaybetmiştir ve kendisi de enkaz altında birkaç gün kalmıştır. Tanrıya çok fazla isyan etmesi ruh sağlığını bozmuş ve çok zeki olan bu insan, iyiden iyiye psikopatlaşmıştır. Kendisi ayrıca bir ateist olduğundan dini inancı yoktur. Kendi kafasının içinde büyük fırtınalar kopmakta, bir şeyler yapmak istemekte, ancak yapamamaktadır; ta ki Şeytanla karşılaşana kadar!
2005'in Mart ayında bitmesi hedeflenen oyun için yapımcıların dağıtımcı arayışı sürmekte şu sıralar. Dağıtımcı kesinleştiği zaman elbette ki oyun daha da netlik kazanacaktır. Ayrıca Delve Interactive'in oyunu İngilizce olarak yapıp yurt dışında şansını denemek için bazı çalışmaları bulunuyor. Ne olursa olsun iddialı ve merak içinde bırakan bir hikaye akışına sahip bir oyun geliyor gibi, bu oyunun bizden bir oyun olması da Türk oyuncuları için sevindirici bir durum.
Not: Oyunun ekran görüntülerine sitemizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca TrGamer için yaptığı özel billboard'dan dolayı Yasin Gülderen'e teşekkür ederiz :)
Ülkemizde korsan piyasası gelişimini sürdürdükçe oyun sektörünün gelişmesi çok zor gibi görünüyor. Bunun için tüm Türk oyuncularının korsana hayır demesi gerekli. Ülkemizde oyun yapımına istekli birçok kişi var, onların da düştüğü en büyük hata hep beraber toplanıp bir Doom3, veya Half Life 2 yapabileceklerini ummaları. Aranızda oyun yapımıyla ilgili olan var mıdır bilemiyorum fakat bu işe hevesli olanların öncelikle bu işe ufak oyunlarla başlaması gerekiyor ki hem hevesleri kırılmaz, hem de tecrübe edinirler. Ve Türk oyuncularının da Türk oyunlarının gelişimine katkısı bulunması için Türk oyunlarına desteğini esirgememesi gerekli.
17 Ağustos'a başlarken ilk kuralımız, bu proje bitene kadar başka bir işin düşünülmemesi, gecemizi gündümüze katarak bu oyunu çıkarmamızdı. İnsanların yaralarına tuz basmadan onlara güzel vakit geçirebileceği bir polisiye gerilim oyunu yapmak amacıyla yola çıktık. Ve sanıyorum ki bunu gerçekleştirmek adına büyük yol kat ettik. Gerek mekanlar, gerek karakterler, gerek oyun yapısı ile tamamen Türkiye'ye ve Türk yapısına uygun bir oyun olması sebebiyle 17 Ağustos'un tamamen bizden bir oyun olacağına inanıyorum.
17 Ağustos, eminim ki sürükleyici senaryosuyla hepinizi içine çekecek.
Teşekkürler,
Yasin Gülderen, Delve Interactive"
Kaynak: www.trgamer.com