Türkiye basını, hayal âleminden bildiriyor!
Az sonra vereceğimiz örnek sadece Türkiye basınına özgü bir hastalığı içermiyor. İtalya’da da, İngiltere’de de, Almanya’da da tamamen işkembe-i kübradan sallama, herhangi bir kaynak içermeyen, genelde magazin ağırlıklı yalan haberler yayınlanıyor.
Bu sorun biraz da çok boyutlu aslında. Zaten medya analizi yaparken, tüm o boyutlar göz önünde bulundurulmak zorundadır ve işin ucunda fazlasıyla ideolojiye, hatta meselemiz futbolsa cinsiyetçiliğe varan yaftalamalar bulunur.
Futbol basınının dili ataerkildir, vahşîdir, intikamcıdır. Hani ben böyle söylüyorum da, biz çok mu sütten çıkmış ak kaşığız? Değilizdir herhalde… Zihnimize dayatılmış ataerkil ve cinsiyetçi kalıpları –fark etmeden de olsa– kullanmışlığımız mutlaka olmuştur. Ancak çok şükür, bir şeyden de eminiz ki, hiçbir zaman kaynağı belirsiz, tamamen hayal gücümüze dayalı haber yaptığımız olmamıştır.
Brezilya usulü Türk örf ve âdeti
Bu uzun girişi yapmamın sebebi, bugün Akşam gazetesinde Doğan Çil imzalı “Golü attı arabası gitti” başlıklı haberi okumuş olmam. Hemen belirteyim, Doğan Çil’e karşı herhangi bir garezim yok, olamaz da zaten, çünkü kendisini tanımam. Bir-iki haberi dolayısıyla adını aklımda tutmuşluğum vardır, hepsi de o…
Doğan Çil ismi, aklımda en çok geçmiş zamanda yaptığı bir haberde Zico’nun Colin Kâzım’a “Hareketlerine dikkat et. Türk örf ve âdetlerine uygun davran” dediğini iddia etmesi nedeniyle bulunuyor. Anlaşılan Doğan Çil de, Türkiye basınındaki spor yazarlarının pek bir sevdiği tahrifat yapmak ve hayal ürünü haber yazmak gibi işlerden para kazanıyor.
Ancak bu sefer Doğan Çil’in hayalgücü iyiden iyiye uçmuş durumda. Çil’in iddiasına göre, Fenerbahçeli Semih, Sevilla maçından önce eşi Pınar’dan şöyle bir mesaj alıyor:
“Aşkım… İçime doğdu, son dakikada da olsa Sevilla’ya gol atacaksın”
Yalvarıyorum Doğan Çil bu sefil kulunu biraz da olsa önemsesin ve açıklasın: Nereden biliyor? Semih kendisini arayıp “Abi inanmazsın, şöyle bir olay oldu, bunu kesin yazmalısın” mı dedi? Semih bu kadar da özel yaşantısını ifşa eden bir insan olabilir mi?
"Aşkım yedeğim!"
Devam ediyor Doğan Çil… Semih bu mesaja şöyle cevap veriyor:
“Aşkım yedeğim… Ama bu maçta gol atarsam, dile benden ne dilersen!”
Eh, herhalde akşama yapması için az kuru az pilav siparişi de veriyor, ama Doğan Çil bunun “haber değeri” taşıdığını düşünmediğinden, bizimle paylaşmıyor.
Sonrasında olan oluyor ve Semih son dakikalarda oyuna dâhil olduğu maçta bir de gol atarak Fenerbahçe’nin Sevilla’yı 3-2 yenmesini sağlıyor.
Devamını gene Doğan Çil’den dinleyelim:
“…Semih, saat 01:30’u gösterdiğinde ancak evinin kapısını çalabildi. Eşi Pınar uyumamış bekliyordu. Kapıyı açar açmaz sarıldı, ‘Aslan kocam sen dünyanın en büyük golcüsüsün’ dedi ve öptü. Elbette Semih verdiği sözü unutmuş, yorgunluk kahvesi içmek için salona geçiyordu ki, Pınar bu kez biraz sertleşmiş bir ses tonuyla; ‘Evet Semih sözünü tut, arabayı istiyorum… Anahtarlar lütfen’ diye seslendi. Semih şaşkın ve biraz da gönülsüz elini cebine atıp, Mercedes’inin anahtarları uzattı.”
"Hanım, bir kahve yap da içelim!"
Doğan Çil imzalı bu habere bir söylem analizi yapmak, içindeki ideolojik ve cinsiyetçi referanslara değinmek elbette olası: Semih’in eşi Pınar, bir “kadın” olduğu için kocasından maddî anlamda bir şeyler talep etmek zorunda. Üstelik talep ettiği şey de bir araba! Hem de onu biraz sertleşmiş bir ses tonuyla, “Anahtarlar lütfen!” diyerek elde ediyor. Semih ise bildiğin “erkek”, yorgunluk kahvesi içmek için salona geçiyor, mutfağa değil! Pınar az sonra en köpüklüsünden kahvesini hazırlayıp getirecek çünkü…
Doğan Çil’e cevabı Noam Chomsky versin:
“Söylediğin her şeye inandığından eminim. Ancak diyeceğim şu ki, eğer başka bir şeye inanıyor olsaydın, şu anda oturduğun koltukta oturuyor olamazdın”
(BBC’de Andrew Marr’la söyleşi, 14 Şubat 1996)
Daha önce de belirttiğim gibi, suçlu Doğan Çil değil, Doğan Çil ve benzeri türde haber yapanların bulunduğu yeri yadırgamayan, hattâ ona o yeri bizzat sağlayan, bu al gülüm - ver gülüm ilişkisinden gayet de memnun olanlardır.
Şu saatten sonra, 1 değil 1000 Chomsky versek, Türkiye basınını arındırmaya yetmez, diye düşünüyorum.
Son bir istek: Bu insanlar bu haberleri üretmek için ne kullanıyorsa, biz de aynısından istiyoruz! Bize de lâzım! Biz de haberciyiz, gazeteciyiz…
alıntı ...