Orjinal Mesajı Yazan: Osman Özsoy / Haber7
...
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Türk futbol tarihinin unutulmaz efsane ismi Metin Oktay’ın başına gelmiştir.
Güçleri kime yeterse…
27 Mayıs 1960 darbesinin ilk aylarıdır. Demokrat Parti’nin önde gelen tüm kadroları içeri tıkılmıştır ama, halkı da sindirmek ve cunta yönetimine baş eğdirmek için arayışlar sürmektedir.
O günün Türkiye’sinde en flaş isim, Galatasaray’ın ve Milli Takımın ünlü oyuncusu Metin Oktay’dır. 1936’da İzmir’de doğan Metin Oktay, İzmir’de ikinci ligde gol kralı olduktan sonra, 1955’de 5 seneliğine bir Chevrolet karşılığı Galatasaray’a transfer olmuştur.
10 Haziran 1959 tarihinde Galatasaray ile Fenerbahçe takımları arasında oynanan maçta Fener ağlarını delen o meşhur golünü atması Türkiye’de aylarca tartışılan bir konu olur. Baksanıza, aradan geçmiş nerede ise 50 sene, bizim yazımıza bile konu oluyor.
İşte Fener ağlarını delen o meşhur gol, Metin Oktay’ı ülkede adeta bir fenomen haline getirmekle kalmaz, bu şöhret aynı zamanda daha sonra onun başına dert de olur.
Kuşkusuz o tarihlerde Metin Oktay mitolojik bir kahraman gibi ülke gündeminin baş aktörü durumundadır. İşte ne olursa ondan sonra olur.
27 Mayıs cunta yönetimi halkı sarsacak ve sindirecek uygulamalara imza atma arayışındadır. Aranan formül çok geçmeden bulunur. Malum, askerlik yapan futbolcular kendilerine verilen özel izinlerle gerektiğinde maçlara da çıkabiliyorlar. Her hafta dünyanın gözü önünde maçlara çıkan ve ligin en popüler futbolcusu olan Metin Oktay, maç izinleri karnesine işlenmediği gerekçesiyle 8 gün eksik askerlik yaptığı iddiasıyla 1960’da aranmaya başlanır.
Asker kaçağı sahada (!)
Eski Türkiye güzeli İnci Asena'yla evli olan ve geçtiğimiz yaz ortasında 29 Temmuz 2007’de kaybettiğimiz ünlü gazeteci Halit Çapın, kulağına gelen (yada fısıldanan) bir bilgi ile o günün en popüler oyuncusu Metin Oktay’ın polis tarafından arandığını öğrenir.
14 Eylül 1960’da Milliyet gazetesi birinci sayfadan onun yazdığı haberi verir. Büyük puntolarla manşete taşınan haber şöyledir; “Polis ve savcının aradığı adam 40 bin kişi tarafından alkışlanıyor, golleri atıyor ama bir türlü yakalanamıyor. Oysa asker kaçağı Metin Oktay bugün sahaya çıkıyor.”
Görüyor musunuz haberi. Ne kadar da ajite edici değil mi?
Zannedersiniz ki adam bilerek askerden kaçıyor. Hâlbuki askerliğini yapan ve eline tezkeresini alıp terhis olan Metin Oktay’ın arandığından haberi bile yoktur. Onu güya arayan resmi makamların kendisini bulup gerekli tebliği yapmaması mümkün müdür?
Dedik ya, cunta yönetimi. Ne yapıp edecek, çeşitli yollarla halkı sindirecek ve gayri meşru düzenine boyun eğmesini sağlayacak.
Daha sonra ne olduğunu merak ettiniz değil mi?
Metin Oktay Cezaevinde…
Haberin çıktığı günün ertesinde, yani 15 Eylül 1960’da Metin Oktay tutuklanır ve 27 Mayıs ihtilâli sonrasının ilk meşhur kişisi olarak Toptaşı Cezaevi’ne konur.
Ülkeye bakın ki, arandığından haberi olmadan on binlerce seyircinin önünde her hafta maç oynayan, gazete sütunlarında hakkında en fazla yazı çıkan futbolcu olan Metin Oktay, Toptaşı ve Paşakapısı cezaevinde tam 45 gün yatar.
E, hapis yatmak yetmez haliyle. Çıktıktan sonra da, 8 günlük askerlik borcunu ödemek üzere İzmir’e gönderilir.
Söyleyin bakalım. Hanginiz biliyordu Metin Oktay’ın on binlerce kişi tarafından sahalarda alkışlanırken, aslında asker kaçağı olduğunu. Metin Oktay’ın, o müthiş golü sonrası Fener’in filelerini yırtmanın ağız tadınca keyfini çıkaramadan, kazandığı popülerliğin etkisiyle bir vesile ile cezaevine tıkıldığını…
...